Mersin Tabip Odası tarafından 14 mart tıp haftası nedeniyle açıklama yapıldı.

Gerçekleşen açıklamaya geçmiş dönem Mersin Tabip Odası Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Aytuğ Atıcı ,Tabip Odası üyeleri ve başkanı Dr. Ful Uğurhan öncülüğünde gerçekleşti.

 

Açıklama konuşmasını Tabip Odası Yönetim Kurulu adına Dr. Ful Uğurhan yaptı. Dr. Ful Uğurhan konuşmasının ardından Prof. Dr. Atıcı da bir açıklamada bulundu.

 

Uğurhan, 14 mart tıp haftası olduğundan 14 Mart taleplerini iletmek için bir araya geldiklerini kaydederek sağlık çalışanları sağlığının ve çalışma barışının bozulduğu, sağlık hizmetine erişimde eşitsizliğin arttığını belirti.

 

“KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNDEN UZAKLAŞILAŞILIYOR”

 

Bir 14 Mart Tıp Haftası'na daha başarısız sağlık politikalarının yol açtığı sorunlar ve yerine getirilemeyen vaatlerin yarattığı hayal kırıklıkları ile girdiğini dile getiren Uğurhan: “15 yıldır uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programının üç temel unsuru olan; Genel Sağlık Sigortası (GSS), aile hekimliğine geçiş ve kamu hastanelerinin sağlık işletmeleri haline getirilmesinden ibaret bu programın her bir aşamasında amaçlanan hedefe ulaşılamamış ve program çökmüştür. Şöyle ki; Prime dayalı GSS sisteminde, prim borçlu sayısı 5 milyon kişiye ulaşmış, 2016 yılı verilerine göre 20.2 milyar SGK açığı, 15 yılda 6 misli artan sağlık harcamaları, tedavi giderlerinin 15.1 milyardan 50.6 milyara çıkması GSS’yi çıkmaza sokmuş, sağlık hizmetlerinde maliyetin düşeceği iddiasını boşa çıkarmıştır. Katkı ve katılım payları yani cepten yapılan ödemeler, temel teminat paketi dışında kalan hizmetlere ücret ödenmesi zorunluluğu vatandaşı mağdur etmiştir. Koruyucu ve birinci basamak tedavi hizmetlerinin bütüncül olarak sunulduğu, çalışanların ekip ruhuyla çalıştığı sağlık ocaklarımız yerine, rekabetçi ve güvencesiz çalışma düzeninin dayatıldığı, bölge tabanlı hizmet yerine kayıtlı nüfus üzerinden hizmetin verildiği aile sağlığı merkezlerinde, koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşılarak, poliklinik hizmeti ağırlıklı bir hizmet sunumuna dönüşmüştür. Sağlıkta ‘verimlilik-kârlılık’ gibi ticari söylemlerle yola çıkılıp,  bir KHK ile getirilip başka bir KHK ile  ‘çok başlılık, verim düşüklüğü’ gibi nedenlerle kaldırılan ve ömrü sadece 6 yıl sürebilen Kamu Hastane Birlikleri yapılanmasının sonlandırılarak tekrar başa dönülmüştür.” şeklinde konuştu.

 

“EŞİTSİZLİĞİN ARTTIĞINI SAĞLIĞIN KAMUSAL BİR HAK OLMAKTAN ÇIKIYOR”

 

Uğurhan, en başından beri hekim örgütü olarak, hizmetin niceliğinin, niteliğinin önüne geçtiğini belirterek uzun çalışma saatleri ve performansa dayalı çalışma nedeniyle sağlık çalışanları sağlığının ve çalışma barışının bozulduğunu, sağlık hizmetine erişimde eşitsizliğin arttığını sağlığın kamusal bir hak olmaktan çıkıp, ticarileştiği bu sistemin uygun olmadığı konusunda uyarılarını yaptıklarını ifade etti.

Bir kez daha sorunlarını yinelediklerini aktaran Uğurhan: “Performans sistemi ve döner sermaye bütçe uygulaması kaldırılarak merkezi yönetim bütçesinin esas alınması, GSS nin kaldırılarak ülkede tüm insanları kapsayacak, kimsenin cepten ödeme yapmayacağı, finansmanı genel bütçeden karşılanacak bir sosyal güvenlik sistemi uygulanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

 

“ÇALIŞAN AİLE HEKİMLERİ ANGARYA İŞLERİN ALTINDA EZİLİYORLAR”

 

Bozuk bir sağlık sisteminin her basamağında çalışan hekimler olarak yaşadıklarını ve paylaşmak istediklerini belirten Uğurhan: “Ülke çapında bugün sayıları 100 ü bulmuş tıp fakültelerinde, tıp öğrencileri nitelikli eğitim alma şansından yoksun olarak mezun olmaktadırlar. Mezun olan öğrencilerden bazıları güvenlik soruşturması bahane edilerek atanamamakta ve mesleklerini icra etmeleri engellenmektedir.” dedi.

Uğurhan, asistan hekimler, ağır çalışma koşulları altında ezildiğini, dayanışma yerine rekabetçi sistemin yarattığı olumsuz koşullar nedeniyle tükenmekte olduğunu dile getirerek: “Yaygın, erişimi kolay, güler yüzlü sağlık hizmeti verilecek yerler olacağı diye tanıtımları yapılan aile hekimliği birimlerinde çalışan aile hekimleri angarya işlerin altında eziliyorlar.” dedi.

 

“UYGUN OLMAYAN KOŞULLARDA DÜŞÜK ÜCRETLERLE ÇALIŞMAKTADIRLAR”

 

Toplum Sağlığı Merkezleri'nde çalışan hekimler o gün ne iş yapacaklarını ve nerede görevlendirileceğini bilmeden işe başlamakta olduğunu belirten Uğurhan: “Nüfusun tamamından daha fazla başvuru yapılan acil servislerde ve 112’lerde çalışan hekimler can güvenlikleri olmadan çalışmaktadırlar. Her gün beş işçinin yaşamını yitirdiği ülkemizde işçi sağlığı üzerinde çalışan iş yeri hekimleri, birer taşeron işçi olarak, oluşturulan ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde,  uygun olmayan koşullarda düşük ücretlerle çalışmaktadırlar. Sağlık bakanlığı dışında çalışan kurum hekimlerinin yaşadıkları mağduriyetler göze dahi görünmemekte, adeta yokmuş gibi sayılmaktadırlar. Özel hastanelerde ciro baskısıyla, iş güvencesiz olarak, kamu hastanelerinde performans sisteminin baskısıyla kışkırtılmış sağlık hizmeti talebini karşılamak zorunda kalarak, kamu özel işbirliği olan devasa şehir hastanelerinde buna ek olarak uzamış mesafelerde hastalarına yetişmeye çalışmak zorunda kalmaktalar.” diye kaydetti

 

“HAKKIMIZ OLAN ÜCRETİ ELDE ETMEK İSTİYORUZ”

 

Mevcut sağlık sistemin mağdurları olduklarını özveri ve fedakârlıkla, gece gündüz demeden yaptıkları işi, emeklerinin maddi ve manevi karşılığını almak  istediklerini dile getiren Uğurhan: “Hastalarımıza layık oldukları özeni gösterebileceğimiz daha iyi çalışma koşullarının oluştuğu bir ortamda sürdürmek istiyor ve bu 14 Mart'ta da taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz. Halen açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk alt sınırında olan emekli aylıklarımız yüzünden tam da  artık dinleneceğimiz zamanlarda tekrardan yoğun tempoda çalışmak zorunda kalmak istemiyoruz. Emekli hekim ücretlerinin meslek örgütümüzün belirlediği düzeylere yükseltilmesini istiyoruz. Performansa dayalı ek ödeme yerine emekliliğimize yansıyacak, güvenceli, tek bir işte çalışarak ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde, hakkımız olan ücreti elde etmek istiyoruz.” şeklinde sözleri yer aldı.

 

“TÜM HEKİMLERİN VE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ 14 MART TIP BAYRAMI'NI KUTLARIZ”

 

Şimdiye kadar birçok defalar söz verilmesine rağmen bir türlü yerine getirilmeyen yıpranma payı haklarını istediklerini vurgulayan Uğurhan: “Her gün onlarca sağlık çalışanının fiziksel ve sözel şiddete maruz kaldığı ülkemizde Türk Tabipleri Birliği tarafından önerilen Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı'nın bir an önce yasalaşmasını istiyoruz. Mesleğimizin evrensel etik değerleri doğrultusunda, sağlığın korunup kollandığı, her hastaya güler yüzle, hürmetle, muayene için yeterli süre ayırarak ve emeğimizin karşılığını alarak, keyifle hizmet sunacağımız, iyi hekimlik yapabilme çalışma şartlarının oluştuğu, barış ve huzur dolu bir ortamda sağlık hizmet vermek dileğiyle, tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlarız.” diyerek sözü Atıcı’ya bıraktı.

 

“TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ GÖZ ALTINA ALINMIŞTIR”

 

Ful Uğurhan konuşmasının ardından söz alan Prof.  Dr. Aytuğ Atıcı: “Tıp haftası kutlaması ve halkın sağlığını için çalışmaya devam edeceğiz. Hekim olarak ısrarla, inatla yararına sürdüreceğimizi  buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. 14 Martın hemen öncesinde 14 Mart bayramına hazırlık yapmaları Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi göz altına alınmıştır. Göz altına alınma sebepleri ise mesleklerini yapmalarıydı. Yani Türk Tabipleri Birliği kanunun onlara vermiş olduğu kanuni görevleri, yani halkın sağlığını koruma görevlerini yerine getirmiş olmalarıydı. Bu değerleri nasıl yerine getirdiler. Savaşın halk sağlığı olduğunu görerek yerine getirdiler. Ebetteki tabipler bir ülkede operasyon yapılıp yapılmaması bir savaş yapılacak için karar verecek merci değildir. Bu kararı verecek olan insanları uyarma görevini yerine getirmek durumundadır. Yani herhangi bir  askeri operasyon ironik güçlerin yapacağı veya bir savaş bir halk sağlığı sorunudur. Çünkü bu gibi savaşlardan en çok kadınlar ve çocuklar halkın büyük çoğunluğu etkilenir dedikleri için göz altına alınmışlardır. Tabipler Türkiye’de yaşanan sağlık ortamını halkın yararlarına olmak kaydıyla sürekli olarak eleştiren sağlığı alınır satılır bir mal halinde görmeyen bunu görenleri sürekli eleştiren  bir guruptur. Hükümette tıpkı kendisini eleştiren  diğer bütün siyasi ve ya idari kurumlar gibi Türk tabipler birliğini de ortadan kaldırmak istiyor.” diyerek konuşmasını bitirdi.