31 Ocak 2023

‘İnsan haklarıyla açıkça çelişen teklifin geri çekilmesini sağlayacağız’

GÜL ÇAĞLAR
Yeşil Sol Parti Mersin İl Örgütü, binalarında “Kadın politikaları seçim malzemesi yapılamaz” başlıklı bir açıklama yaptı. Çok sayıda kadının katıldığı toplantıda basın metnini Yeşil Sol Parti Mersin İl Eşsözcüsü Zeliha Burcu Acar okudu.
Kadın bedenini, giyimi kuşamı kadınların taleplerinden bağımsız olarak seçim sürecinin malzemesi haline getirilerek manipüle edilmesine izin vermeyeceklerini anlatan Acar, “İktidarın anayasa teklifini geri çekmesini sağlayacağız. Kadın, LGBTİ+ ve çocuk haklarına, toplumsal cinsiyet eşitliğine, din ve vicdan hürriyetine bakış açısı evrensel insan haklarıyla açıkça çelişen iktidarın anayasaya teklifinin geri çekilmesini sağlayacağız ve tek adam rejimine son vereceğiz.” dedi.
“Başörtüsü sorunu, Türkiye siyasetinde kutuplaşma aracı olarak kullanıldı”
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen iktidarın başörtülü ya da başörtüsüz kadınlara sunabileceği hiçbir hak ve özgürlükten bahsedilemeyeceğini belirten Acar, “Bu sözleşmenin teminatı mücadelemizdir diyen kadınların iradesini selamlıyor, İran’dan yükselen kadın çığlığını hep birlikte büyütüyoruz: Jin, Jiyan, Azadi! Başörtüsü hakkının temel bir insan hakkı olarak görüyor ve herhangi bir anayasal güvenceye ihtiyaç duyulmaksızın korunmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Ana muhalefet partisi başkanının bu hakkın anayasal güvence altına alınması amacıyla meclise kanun teklifi verecekleri açıklamasını insan hakları açısından sorunlu görüyoruz. Bununla beraber partili cumhurbaşkanının ‘Kanun yetmez, anayasal güvence’ diyerek tartışmalara dâhil olması, durumun siyasi malzeme olarak kullanılacağının en açık göstergesi olmuştur. Ana muhalefet partisinin ortaya attığı kanun teklifini fırsat olarak görüp harekete geçen iktidar, din ve vicdan hürriyeti başlıklı 24. maddesi ile ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41. maddesinde değişiklik öneren anayasa teklifini meclise sunmuştur. Türkiye’nin çoklu ve ağır bir krizle pençeleştiği, kadınların ve LGBTİ+ların hayatta kalma mücadelesi verdikleri, kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın artarak devam ettiği, kadın cinayetlerinin katliama dönüştüğü bir süreçte, başörtüsü meselesinin ana muhalefet ve iktidar eliyle gündeme taşınmasının siyasi bir anlam ve sonucu olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin ikinci yüz yılının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan seçim sürecinin başlamış olması ile eş zamanlı yapılan başörtü tartışmalarında meselenin haklar meselesi olmadığı da görmek gerekir. Başörtüsü sorunu, yakın Türkiye siyasetinde kutuplaşma aracı olarak kullanılmıştır.” şeklinde konuştu.
“Tüm kadınların özgürlüğünü daraltabilecek bir içeriğe sahip”
‘Helalleşme’ sloganıyla başörtü sorununu yeniden gündeme taşıyan CHP’nin, belli ki geçen yüzyılda döktüklerini toplamak üzere başörtüsü üzerinden adım atmaya çalıştığını ifade eden Acar, “AKP ise kendi döneminde elde ettiği siyasi kazanımların, iktidarı kaybettikleri takdirde geri alınacağı korkusunu yayarak dağılmış olan tabanını, başörtüsü üzerinden konsolide etme derdinde. Sözün özü, iktidarıyla, muhalefetiyle kadın bedeni, giyimi kuşamı kadınların taleplerinden bağımsız olarak seçim sürecinin malzemesi haline getirilerek manipüle ediliyor. Anayasa’nın bizzat iktidar bloğu eliyle fiilen askıya alındığı, ülkenin anayasasızlık cenderesine sıkıştırıldığı, iktidar-hukuk ikilisinin birbirine entegre haline geldiği bir dönemde, meclise sunulan anayasa değişikliğinin çok ciddi tehlikeler barındırdığını farkındayız. İktidar bloğunun Anayasa’nın 24 ve 41. maddelerinde değişiklik öneren anayasa teklifi hem Anayasa’ya hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de aykırıdır. Anayasa’nın 24. maddesinde yapılması önerilen değişiklik teklifi, kadınları anayasal zeminde başörtülü ve başörtüsüz olmak üzere ayrıştırmasının yanı sıra dinsel ve mezhepsel bir kıyafet koduna vurgu yapması nedeniyle de son derece ayrımcı bir tekliftir. Bu değişiklik önerisi kadınların kılık kıyafet özgürlüğünün genişletilmesini hedeflememektedir. Aksine tek bir din ve mezhebin giyinme kodları dışında kalan tüm kadınların özgürlüğünü daraltabilecek bir içeriğe sahiptir. Dolayısıyla bu teklif Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve savunduğumuz özgürlükçü laiklik ilkesine de açıkça aykırıdır ve kabul edilemezdir. Anayasa’nın 41. maddesinde yapılmak istenen değişiklik teklifi ise AKP’nin, kadını yalnızca aile içinde ve erkeğin tahakkümü altında var eden, yaşamın bütün alanlarından kadını yok etmeyi hedefleyen, farklı cinsel yönelimleri yok sayarak, hedef haline getiren ideolojik yaklaşımının açık ifadesidir.” ifadelerini kullandı.
“Kadınlara sunabileceği hiçbir hak ve özgürlükten bahsedilemez”
Bu değişiklik teklifiyle aile tanımınnın yalnızca evlilik birliğine indirgeneceğini söyleyen Acar, “Tek ebeveynli aile başta olmak üzere pek çok farklı aile biçimine dönük ayrımcılık yapılmaktadır. Değişiklik teklifinin gerekçesinde ifade edilen ‘Sapkın akım’, ‘Kutsallık’, ‘Güçlü aile’, ‘İnsan tabiatına uygun birliktelik’ gibi kavramlar evrensel insan haklarıyla açıkça çelişmesinin yanı sıra iktidarın kadınlara, LGBTİ+’lara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine bakış açısını da bir kez daha ortaya koymaktadır. Kadın ve LGBTİ+ örgütleri bu anayasa değişiklik teklifinin müzakere edilmeksizin reddedilmesini talep etmektedirler. Buna karşın altılı masadan gelen yeni bir değişiklik teklifi hazırlama önerisi, sorunu çözmeyeceği gibi iktidar bloğunun seçim sürecinde konuyu manipüle etmesine katkı sunacaktır. Anayasayı ve bir bütün hukuku kendi tekelinde kullanan, kararlara müdahale eden, yargı mensuplarını yönlendiren bir iktidardan gelen anayasa değişiklik teklifi üzerinden, oy kaygısıyla tartışmayı sürdürmek olsa olsa siyasi iddiasızlığın göstergesidir. İstanbul Sözleşmesi’nden tek bir kişinin kararı ile hukuka aykırı olarak çekilen iktidarın, başörtülü ya da başörtüsüz kadınlara sunabileceği  hiçbir hak ve özgürlükten bahsedilemez. Başörtüsü de dâhil olmak üzere Türkiye’nin tarihsel sorunları oy kaygısına malzeme yapılacak meseleler değildir. Türkiye toplumu ve biz kadınlar, ne geçmişin restorasyonuyla sınırlı bir siyasal ufka, ne de totaliter rejime mahkûm değiliz. Yeşil Sol Parti olarak, bileşeni olduğumuz HDP ve tüm demokrasi güçleri ile birlikte, dünden bugüne mücadelesini yürüttüğümüz eşitlikçi ve özgürlükçü üçüncü yolu Türkiye’nin ikinci yüz yılına hâkim kılarak, demokratik bir anayasayla taçlandıracağız. Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi olarak kadın ve LGBTİ+ örgütleriyle omuz omuza yürüyerek, toplumun her kesiminin sürece dâhil olmasını sağlayacak, mecliste, sokakta ve yaşamın tüm alanlarında sesimizi, sözümü yükselterek anayasaya teklifinin geri çekilmesini sağlayacak ve tek adam rejimine son vereceğiz.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir