28 Ocak 2023

SOHBET KÖŞESİ: DOĞDUĞUM YILLARDA TÜRKİYE VE DÜNYA MANZARALARI…

Sene 1945…Devir; Asker ve sivil 38 milyon kişinin öldüğü dünya tarihinin en büyük, en kanlı savaşı olan “İkinci Cihan Savaşı” devri…

İkinci Cihan Savaşı 1.9.1939 tarihinde Avrupa’da, 7.12.1941 tarihinde uzak doğuda başlamış…

Doğduğum zaman İkinci Cihan Savaşı devam ediyormuş… Ben 1945 yılının Nisan ayının 24’ünde dünyaya gelmişim…

Benim doğumumdan 13 gün sonra; 7.5.1945 tarihinde Almanya’nın… Ve doğumumdan 4 ay 7 gün sonra; 2.9.1945 tarihinde Japonya’nın teslim olmasıyla 6 yıl 1 gün süren İkinci Cihan Savaşı sona ermiş…

Savaş Avrupa’da 5 yıl 8 ay 6 gün, Uzak Doğuda 3 yıl 8 ay 26 gün sürmüş… Sonuç; 38 milyon ölü…

Türkiye bu savaşa yani İkinci Cihan Savaşı’na bilfiil katılmamış…

İkinci Cihan Savaşına katılmamış ama ben 13 yaşındayken 1958 yılında Bozyazı ilçesinin Tersakan yaylasında evimizin 50 metre aşağısındaki üzüm bağımızın ortasında bulunan armut ağacının dibinde bir ikindi üzeri babamın GÜNLÜĞÜM’e yazdırdıklarına göre; Birinci Cihan Savaşına katılmışız…

Birinci Cihan Savaşı’na Almanya’nın isteği üzerine katılmışız… Bu savaşın sonunda da bütün Orta doğuyu kaybetmişiz… Osmanlı devleti parçalanmış…

Babam Osmanlı’ların Birinci Dünya Savaşına girişini anlatırken; “Yaz oğlum!.. Bu söyleyeceklerimi doğu anadoluda savaşta yaralanıp kolum kangren olduğu zaman Siirt askeri hastanesinde sol kolumu kökünden keserek beni kurtaran ve bir gece kolumu kaybetmenin üzüntüsüyle için-için ağlarken beni teselli etmek düşüncesiyle odama gelen Yüzbaşı Doktor Hamdi Bey anlatmıştı…

Yaz bunları… Bunları yaz ki gelecek nesillerimiz örnek alsın, dostu düşmanı öğrensin;

‘’…Savaşa katılmadan önce Osmanlı’lar İngiltere’ye iki adet zırhlı savaş gemisi sipariş etmişler…

Savaş başlayınca Türkiye tarafsız kaldığı için ya da İngilizlerin tarafını tutmadığı için İngiliz’ler bu gemileri Türklere vermemişler…

Bunun üzerine Almanlar Goben ve Breslov adlı iki Alman zırhlı gemisini Çanakkale Boğazından geçirerek İstanbul’a getirmişler…Alman zırhlıları Osmanlı donanması tarafından satın alınmış…

Zırhlı gemilerin isimlerini değiştirerek birinin üzerine YAVUZ, diğerinin üzerine MİDİLLİ isimlerini yazmışlar ve Alman mürettebata “FES” giydirilerek Karadeniz’e açılmışlar…Rus limanlarını topa tutarak Osmanlı devletini fiilen savaşa sokmuşlar…

Bu olaydan Padişah Sultan Reşat yani beşinci Mehmet Reşat ile Sadrazam yani başbakan Sait Halim Paşa’nın haberi yokmuş, ancak 1 gün sonra haberleri olmuş…

Bizi savaşa sokanlar İttihat ve Terakki yöneticileri Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa imiş… Böylece biz de savaşın içine girmişiz…”demişti…

Babam yine anlatmaya ben de GÜNLÜĞÜM’e not tutmaya devam ediyordum; O gün armut ağacının altında hava kararıncaya kadar babamın anlattıklarına göre;

Birinci Cihan Savaşında Çanakkale’de, Kafkasya’da, Körfez’de, Arabistan’da, Yemende, Kanal’da, Acem diyarında, Galiçya ve Bulgaristan cephelerinde 1 milyon 100 bin şehit vermişiz…

Milyonlarca babayiğit, güçlü kuvvetli gencimizi ve okumuş insanımızı kaybetmişiz…

Ekonomik açıdan ülkemiz çok büyük maddi zarara   uğramış…

Birinci Cihan Savaşında Osmanlıların darmadağın olmasına sebep olan Almanya, 21 yıl aradan sonra 1939 yılında İKİNCİ CİHAN SAVAŞI’ na katılmış…

Devlet olarak İkinci Cihan Savaşına katılmasak da Türkiye’de Cumhuriyet Gazetesi ve onun sahibi olan Nadir Nadi devamlı NAZİ ALMANYASI’nın lehine yazılar yazmış ve Almanya’yı desteklemiş…

Türkiye bu savaşa katılmamıştı ama bir gazeteci grubunun ve o gazetecileri destekleyen bir grup mutlu azınlığın davranışları, Almanya’yı desteklemesi ve Almanya’nın bu savaşta mağlup olması Türkiye’ye çok pahalıya mal olmuş…

İkinci Cihan Savaşında Almanya’nın yanında yer almamıştık ama “ALAMAN HARBİ” yüzünden Türkiye büyük bir kıtlık, açlık, sefalet ve ekonomik çöküntü içine girmiş…

İşte babam 13 yaşımdayken bana bunları anlatmıştı ve ben bunları GÜNLÜĞÜM’e not etmiştim…

Daha sonraları Üniversite yıllarımda yaptığım araştırmalara göre benim doğduğum yıllarda devam eden İkinci Cihan savaşının etkileri Türkiye’de büyük ölçüde hissedilmiş…

Türkiye’de hissedilen İkinci Cihan Savaşının etkileri benim doğduğum yerlere de yansımış…

Ben böyle bir dönemde dünyaya gelmişim…

Benim doğduğum yıllarda iktidarda Cumhuriyet Halk Partisi hükümeti varmış…

Cumhuriyet Halk Partisi döneminde İkinci Dünya Savaşı’nın da etkisiyle ülke genelinde yokluklar ve kıtlıklar hüküm sürüyormuş…

Ben doğmadan 3 yıl önce İkinci Cihan Savaşı döneminde Sayın Şükrü Saraçoğlu; 09.07.1942    09.03.1943 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi 1’inci Şükrü Saraçoğlu hükümeti adıyla 13’üncü Türkiye Cumhuriyeti hükümetini kurmuş…

Benim doğduğum yıllarda Türkiye Cumhuriyetinin 14’üncü hükümeti olarak da 09.03.1943 – 07.08.1946 tarihleri   arasında yine Cumhuriyet Halk Partisinin 2’inci Şükrü Saraçoğlu hükümeti varmış…

Bu devrin Türkiye’yi, ailemi ve beni etkileyen en büyük özelliği ülke genelinde  “olağanüstü servet vergisi”  adıyla  “Varlık vergisi”nin konulmasıymış…

Varlık vergisi 11 Kasım 1942 yılında İkinci Cihan Savaşı döneminde ben doğmadan 3 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş ve 12 Kasım 1942 tarihinde resmi gazetede yayımlanmış… Şu anda unutulmaya yüz tutmuş olan ve bütün Türk vatandaşlarının bilmesi gereken  “Varlık Vergisi” kanununa göre;

Her İl ve İlçede olduğu gibi Anamur İlçesinde de kimin ne kadar vergi ödeyeceğini belirlemek için  “servet tespit komisyonları” kurulmuş…

Vergi tahakkuk eden kimselere 15 günlük vergi ödeme süresi tanınmış…

Bu süre içinde tahakkuk eden vergiyi ödemeyenlerin malları haczedilerek icra yoluyla satılmış…

Malı satılamayanlar bedenen çalıştırılmak üzere “ çalışma kampları ” na gönderilmişler…

İşte o yıllarda “Varlık Vergisi” adı altında Türkiye genelinde pek çok insanımızın elinden mal ve mülkleri alınmış… Bir kısım insanlarımızın malları haczedilerek “icra”yoluyla satılmış…

Satacak malı bulunamayanlar “çalışma kampları”na gönderilmiş…

Bu vergi sebebiyle aile ve akrabalarımın bir kısmının da malları haciz edilerek elinden alınmış, bir kısmı da “çalışma kampları”na gönderilmiş…

Büyük ölçüde mağdur olan aile ve akrabalarım uzun yıllar kendilerini toparlayamamış…

Ailem bu sıkıntılar içerisindeyken, kıtlık dönemi sebebiyle ülke yokluklar içinde kıvranırken, ben dünyaya gelmişim…

Hoşça kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir