28 Ocak 2023

PENCEREMDEN: GÖKDELENLER VE KENTLERİN SİLÜETİ…

2022 Aralık ayı son haftaları içinde İtalya’da Roma, Milano Lucca gibi mimari, tarih, kültür, sanat, ekonomi ve turizm açısından önde gelen kentlerini ziyaret etme fırsatım oldu.
Özellikle Napoli Akdeniz kıyısında bir liman kenti olarak, Mersin’e iklim dahil her açıdan çok benzeyen tarihi ve turizm kenti.
Yıllar önce de çok önemli tarihi ve turizm kenti olan Venedik’i ziyaret etme  fırsatım  olmuştu.
Ancak bu kez İtalya’yı tarihi ekonomi ve turizm, mimarlıkta Mersin ve Adana gibi kentlerimizle şehir planlama anlayışı açısından daha derinlemesine inceleme ve karşılaştırma fırsatı buldum.
Bunun sonucunda İtalya’nın;
1- 2500-3000 yıllık kentsel planlama, estetik ve mimari birikim ve geleneğine sahip olması,
2- 3000 yıldan fazla sanatsal(resim, heykel ve yontmacılık) ve kültürel ve sanatsal birikime sahip olması,
3- Tarihi mekanları ve yapıları, mabetleri, koruyarak günümüz koşullarına uygun ve uyumlu hale getirerek insanlığın hizmetine sunma çabası,
4- Tüm bu tarihi mirası geleceğe taşıyacak bilinci yaratmak için, çağdaş yerel ve ulusal müzecilik anlayışını oluşturma çabası,
5- Mevcut tarihi, sanatsal, kültürel ve planlama birikimlerini kentin maddi zenginliğine katkı sağlaması yönünde, Kent yöneticilerinin, kenti ekolojik, bilimsel ve katılımcı bakış anlayışı ile yönetme duyarlılığı ile kent turizmi yaratarak  gelirlerini artırma çabası, içinde olduklarını gözlemleme fırsatım oldu.
Bu çabaların sonucunda Paskalya tarihine denk gelen 2022 yılının son haftalarında, bu kentlerde başta ABD olmak üzere Avrupa kentlerinden hatta Türkiye’den yoğun bir turist ziyaretçiler vardı.
KENTLERİN  SİLÜETİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Kentlere, deniz ve hava yoluyla, gelenler uzaktan öncelikle kentlerin silüetine bakarak kentin karakteri hakkında fikir edinmeye çalışırlar.
Bu açıdan özellikle ‘kruvaziyer turizmi’ne sahip olan deniz kentleri için kent silüeti çok önemlidir.
Yoğun ve çarpık bir yapılaşmanın ve karmaşıklığın olduğu, tarihi dokunun korunmadığı mekanların ve yeşilin görülmediği kentler dışarıdan gelenler için cazip değildir.
Ben bu duyguları bir iş görüşmesi nedeniyle Mısır’ın başkenti Kahire havaalanına inerken yaşadım.
Boz bulanık kerpiç ve birlikte evlerin, toprak damların kuşattığı yolları ve caddeleri düz bir çizgide ve özende olmayan tek tük ağaçların olduğu yoksul mahalleler, tarafından kuşatılmış siteler ve gökdelenler arasında bir kent.
Çoğunlukla piramitleri ve bir kaç turistik çarşısı ve tarihi camileri görmeye geliyorlar.
Başka kentlerini görmeye giden, ziyaretçiler ise sınırlı sayıda.
Bu nedenle, çoğunlukla  zengin turistlerin tercih ettiği kruvaziyer turizminin yararlanmak isteyen kentlerde yapılaşma, hem kent silüeti, hem kent mimarisi ve estetiği hem de kentsel ulaşım ve trafik yükü ve akışı planlamasına çok dikkat edilir.
Bu açıdan imar planları, mimari proje uygulamamaları, kat yoğunlukları dış görünüm(kent estetiği) ve diğer özellikleri kent plancıları, meslek odaları ve mimarlar ve yerel meclisler tarafından yeterince tartışılması gerekir.
MERSİN KENTSEL PLANLAMA
AÇISINDAN TARİHİ BİR EŞİKTE
Geçtiğimiz 10 yılda özellikle Suriye savaşı ile izlenen yanlış dış politikalar sonucu güney sınırlarımızdan milyonlarca Suriyeli,  başta Gaziantep, Adana, Hatay ve Mersin illeri olmak üzere ülkemize ani ve düzensiz olarak göç etmiştir.
Bu düzensiz göçler  sonucunda resmî sayılara göre 600 bin Suriyeli Mersin’e yerleşmiştir.
Bu nedenle Mersin’de konut stokları önemli ölçüde azalmış kira ve satış fiyatları yükselmiştir.
İlaveten son yıllarda Afganistan ve Ukrayna Savaşı sonrası Mersin’e ev satın alarak ve yurttaş olup yerleşen Ukraynalı ile Akkuyu Atom Santrali’nde çalışmak amacıyla konut fiyatları çok artmıştır.
Bu durum, Silifke, Erdemli ve Mersin’de belediye ve Meclisleri üzerinde imar çıkar lobilerinin konut talebi baskısı çok artmıştır.
Bu da kent içinde sınırlı arsa ve arazilere yüksek rantla gökdelen projeler teşvik etmektedir.
ANCAK İKİNCİ ÇEVRE YOLU İLE SAHİL ARASINDA YAPILACAK YÜKSEK KONUTLAR KENT TRAFİĞİNİ OLUMSUZ ETKİLEYECEKTİR.
Öte yandan kentin doğusunda mevcut liman işletmesinin getirdiği yoğun nakliye trafiği ile(eğer önümüzdeki süreçte Mersin’e verilen sözler tutulursa), ‘yeni ana konteyner aktarma limanı’ dahil olduğu ‘yeni bir kentsel planlama bakış açısına’ ihtiyaç vardır.
Bu çerçevede Metro ve Raylı Sistemler yatırımları da yeniden ele alınarak oluşacak yeni kentsel ihtiyaç ve planlara göre yeniden değerlendirilmelidir.
BELEDİYE MECLİSLERİ TARİHİ VE EKOLOJİK MEKANLARI KORUYACAK PROJELERE ÖNCELİK VERMELİDİR
Büyükşehir ve ilçe belediyeleri artan baskılara karşı acele etmemeleri, doğru kent planlaması, kent ekolojisi, kent estetiği ve trafik yükünü dikkate alınmalı. Halkın yararına doğru seçenek ve planları üretmeleri gerekmektedir.
Bu yönüyle TMMOB’a bağlı odalardan ve kent konseyleri bileşenlerinden, öneri ve katkılarını istemeleri gerekmektedir.
Ancak bu onlarla sohbet toplantılarında bir araya gelmek şeklinde olmamalıdır.
Bunun yerine KENT KONSEYLERİ ÇATISI ALTINDA belediyelerin ve meslek odalarının ve Türkiye’den ve Dünya’dan deneyimli uzman ve bilim insanlarımızda birlikte katılmalı.
Bu tarafları bir araya getireceği sonuç üreten kentsel çalıştay ve sempozyumlara öncelik etmek, buradan çıkacak öneriler ile yeni bir Kentsel Planlama vizyonu oluşturmak olmalıdır.
Bu yönüyle bakınca böyle bilimsel toplantı ve çalıştayların bu dönemde hiç yapılmamış olması, KENTSEL GELİŞİM VE KATILIMCI YÖNETİM ANLAYIŞI AÇISINDAN ÇOK BÜYÜK EKSİKLİKTİR.
Sadece imar lobilerinin önerileriyle  ve belediyenin sınırlı ve özveriyle çalışan bürokratlarından bu çalışmayı beklemek doğru olmaz.
TMMOB IKK MERSİN’E KENT GEREKSİNİMLERİNİ, KENT SİLÜETİ VE ESTETİĞİNİ İÇEREN KENTSEL PLANLAMA ÖNERİSİ SUNMALIDIR
Bu nedenle Mersin’de çok hızlı artan konut ihtiyacı ve trafik yoğunluğu sonucu yeni bir kentleşme ve imar planına ihtiyaç doğmuştur.
Başta anayasamızın 135. maddesine göre kurulmuş, kamu niteliğinde meslek kuruluşları olan Türk Mimar Mühendis Odalar Birliği’ne(TMMOB) bağlı öncelikle Mimar, Şehir Plancıları ve Peyzaj Mimarları Odaları gibi kentsel ve mimari planlama ve kent estetiğiyle ilgili meslek odaları tarafından  belirli periyodlarla  kendi içlerinde bilimsel toplantı ve çalıştaylar düzenleyerek kent yapılaşması masaya yatırılmalıdır.
Bu ortamların yaratacağı tartışma ve yeni fikir öneriler ve doğru planlama önerilerinin oluşacağı ortamı yaratmaları ve kent yerel yönetim ve meclislerine öneriler götürmeli ve mevcut yanlışları bilimsel ve mesleki açıdan  ortaya koymaları gerekmektedir.
Bu görev içinde yaşadığımız bu zaman kesitinde, TMMOB Mersin Şube ve temsilcileri ile İl Koordinasyon Kuruluna(İKK) öncelikle mesleki duyarlılık ile tarihin ve anayasanın yüklediği kaçınılmaz bir sorumluluk ve görevdir.
Bu yapılmadığı takdirde Mersin’deki yanlış kentleşme ve yapılaşmanın getireceği ‘KENTE KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLARA’ ortak olunacaktır.
Çünkü anayasal kurumlar yaptıkları kadar, YAPMADIKLARINDAN DA SORUMLUDURLAR.
Büyükşehir ve İlçe Belediye  meclisleri artan konut ihtiyacı baskısını kendi çıkarlarına göre yönlendirmek isteyen iMAR LOBİLERİNİN baskısı altında olacaklardır.
Büyük olasılıkla daha öncede olduğu gibi BÜYÜK KİŞİSEL İMAR RANTLARI VE YENİ KENT SUÇLARININ ortaya çıkmasına neden olacaktır.
MERSİN’DE GÖKDELEN YAPILAŞMASI  KONUSUNDA MERSİNLİLERİN GÖRÜŞLERİ DE DİKKATE ALINMALIDIR
Gökdelen bina yapılaşması kent silüeti ve estetiği açısından olduğu kadar, kent trafiğine getirdiği yükler ve depremsellikte getireceği riskler açısından kentler açısından çok önemlidir. Bu nedenle imar lobilerinin ve şirketlerinin çıkarlarına göre yapılan projeler üzerinde değil, eğer gerçekten bir ihtiyaç varsa bilimsel ve mesleki temeller üzerinde uzmanlık düzeyinde meslek odalarının ve Mersinlilerinde sürece katılacağı yeni imar planları üzerinde yapılması tartışılmalıdır.
Aksi takdirde başta tüm yerel yöneticiler, Meclis üyeleri ile TMMOB’a bağlı meslek odaları olmak üzere etkisi ve yetkisi olupta sessiz kalan tüm seçilmiş atanmış kent dinamikleri olarak, gelecek kuşaklara karşı  tarihi bir vebal altında kalınacaktır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir