9 Şubat 2023

ADD KURUCU ÜYESİ Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ: SIĞINAKLARIN, KORKULANA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ!

Öncelikle, yeni yılı kutluyorum. 2023’ün tüm insanlar, öteki canlılar ve doğa açısından, bir önceki yılı aratır olmamasını diliyorum.
Toplum ve toplumu oluşturan insanların temel arayışlarının önünde,
“mutlu yaşama hakkı” ile “korkusuz yaşama hakkı” olduğunu düşünüyorum. Bunu sağlamak için de önce kurallara/yasalara sığınak olarak bakmış, onları, korkusuz yaşamanın aracı olarak görmüştür.
Daha sonra ulusal yasaların yetmezliği, “hukuk kuralları şemsiyesini”, adaleti sağlamada öne çıkartmıştır.
Bunun da yetmezliği, insan hak ve özgürlüklerinin evrensel belgelerle güvence altına alınmasını gerekli kılmıştır.
İlk derece mahkemeleri, ara temyiz mahkemelerinin denetimine açılmış, ara temyizin doyurucu olmaması Yargıtay, Danıştay’ı, Kamu Denetçiliği Kurumu’na, AYM’ye bireysel başvuruyu doğurmuştur.
Ulusal yasalar, ulusal yargı ve denetim organlarının güven yitirmesi, AİHM’in devreye girmesi sonucunu doğurmuştur. T.C., Rusya ile birlikte, AİHM’e en fazla başvurulan ülkeler arasında yer almaktadır.
Ülkemiz, 2022 yılında izlenilen güvenlik organları ve yargı erkinin kullanımı açısından korkutucu bir görünüm sergilemiştir.
İnsan hak ve özgürlüklerinin kullanımını sağlamakla görevi olan güvenlik organları ile, hak ve adalet dağıtımının odağı olması gereken yargı ise, ilk derecesinden, son basamağına kadar korkulur, kuşkulanılır yerler olmuşlardır.
Bunun temel nedeni, T.C. Devleti’nin yasama, yargı erkleri ile, yürütme gücünün “bir siyasal parti genel başkanında” toplanması ve kadrolaşmanın parti militanlarına, kan ve inanç birlikteliğine dayandırılmasıdır.
İşin ilginci bundan, bunu yaratanın da yakınır olmasıdır.
Geçen haftaki yazımda alıntıladığım RTE; “…Devlet ancak ve ancak adalet üzerinde yükselir, gelişir, güçlenir, büyür. Adalet dağıtamayan, vatandaşına adaletle hükmedemeyen (hizmet edemeyen) bir devlet, tıpkı temeli çürük bir bina gibi yıkılıp gitmeye mahkumdur.” demekte ve yarattıkları tehlikeye işaret etmektedir.
Yirmi yılı aşkındır tek başına ülkemizi yöneten AKP’nin programında, bu alanda  halkımıza karşı yükümlendiğini, kendi kalemlerinden aktarıyorum: “…
Ülkemiz bugün hukuk devletinden ziyade kanun devleti görüntüsü vermektedir. “Devletin Hukuku” yerine “Hukuk Devleti” anlayışının esas olması gerekir. Kanunları hukuka, hukuku evrensel adalet ve insan hakları esaslarına dayandırmadıkça, Türkiye gerçek bir hukuk devleti olamaz ve uluslararası camiada saygın bir yer edinemez. Yargısız bir hukuk düzeni düşünülemez. Anayasa ve yasaların metinleri kadar onları yorumlayacak yargı organlarının da önemi büyüktür. Kuvvetler ayrımı ilkesi hassasiyetle uygulanacaktır. Yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında ve denge denetim sağlanacaktır…”.
Cumhurbaşkanı RTE’nın işaret ettiği ve yaptığı uyarıya, herkesin ve başta tüm erkleri, organları kendine bağlayan, bırakınız hukuk kurallarına uymayı, yasa kurallarına, buyruğundaki organlarının kararlarına bile uymayan siyasal iktidarın, kendi doğrularına ve saptamalarına uyması gerekir.
Uyarması gereken kuruluşlardan ilk sırasında yer alması gerekenin sayıları 91’e erişmiş, “Hukuk Fakülteleri nerede? Onlar neden kör ve sağır mı?” dediğinizi duyar gibiyim.
Bu sorunuza haftaya yanıt vermeye çalışacağım. “Beş dakikada sağlık hizmeti”
gibi, “üç dakikaya sıkıştırılmış yargılama”nın nedenlerini ve bu yıkımdan kurtulmamızın yollarını tartışmak istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir