9 Şubat 2023

‘Su kısıtlı bölgelerde nohut ve mercimek ekimini teşvik etmeliyiz’

ÖZDEMİR: "SU KISITLI BÖLGELERDE NOHUT VE MERCİMEK EKİMİNİ TEŞVİK ETMELİYİZ"

Mersin Ticaret Borsası ve Ulusal Bakliyat Konseyi (UBK) Başkanı Abdullah Özdemir, dünyanın önemli bir iklim değişikliği sorunuyla karşı karşıya olduğunu, dolayısıyla iklim şartlarını göz önüne alan üretim planlaması yapılması gerektiğini belirterek, “Su kısıtlı bölgelerde, daha az suya ihtiyaç duyan nohut ve mercimek ekimini teşvik etmeliyiz” dedi.
Ulusal Baklagil Konseyi (UBK) 11. Genel Kurulu, Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Özdemir, bugüne kadar istişare içerisinde çalıştay, seminer ve toplantılarla sektör sorunlarını masaya yatırdıklarını kaydederek, ilgili makamlara sorunları ve çözüm önerilerini ilettiklerini söyledi.
“Bakliyat ekili alanında yüzde 57 düşüş var”
Türkiye’de bakliyat ekili alanında yüzde 57 düşüş yaşandığını vurgulayan Özdemir, “80’li yıllarda bakliyatta ekili alan 21 milyon dekardı. Şu an 9 milyon dekar. Yüzde 57 düşüş var. Aynı dönemde dünyada bakliyat ekili alanlar yüzde 35 arttı. Üretimimiz o yıllarda 2,1 milyon tona kadar çıkmıştı. Şimdi 1,1 milyon ton. Yüzde 48 azalma var. Oysa dünya bakliyat üretimi bu dönemde yüzde 52 yükseldi. TÜİK tahminlerine göre üretim hacmimizin bu yıl 1,3 milyon ton olması bekleniyor. Şu anki bakliyat üretim hacmimizin üzerinde ihracatımız vardı. İhracatımız 1,2 milyon tona ulaşmıştı ve dünya talebinin yüzde 20’sini karşılayarak ilk sıradaydık. Şimdi maalesef net ithalatçıyız. Sonuç olarak, bakliyat üretiminin kendi ana vatanında azalmasıyla sektördeki güçlü pozisyonumuzu kaybettik. Nüfus artışı ve üretimde düşüşle bakliyatta kendi kendine yetemeyen bir ülke olduk. İhracatımızı artık kendi ürettiğimiz ürünlerle değil, DİR çerçevesinde getirdiğimiz kırmızı mercimek ve bezelye ile yapıyoruz. Bu tabloyu tersine çevirmek ve gen merkezi Anadolu olan bakliyat için yıllardır savunduğumuz önerilerimiz oldu. En son 5 Aralık tarihinde bu konulardaki son gelişmeleri bizzat bakanımızla istişare ettik” ifadelerini kullandı.
“Nadas ve atıl alanlar üretime kazandırılmalı”
Söz konusu durumu tersine çevirmek için önerilerini sıralayan Özdemir, “Nadas ve atıl alanlar üretime kazandırılmalı, bu alanlarda bakliyat üretimi daha güçlü desteklenmeli. Çünkü Türkiye’de 235 milyon dekar işlenen tarım arazisi var. Nadas alanı 31 milyon ve atıl alan 20 milyon dekar. Yani işlenen tarım arazisinin yüzde 22’si olan 51 milyon dekarlık ciddi bir alan var. Bu alanı mutlaka üretime kazandırmalıyız. Bu alanların bakliyat ekimine uygun bölümlerinde bakliyat üretimini özellikle teşvik etmeliyiz. Bakanlığımız 2018 yılında ‘Nadas Alanlarının Üretime Kazandırılması’ projesini nohut ile başlatmıştı. Temennimizin böyle bir projenin çok daha geniş ölçekte ve çok daha teşvik edici bir şekilde uygulanması olduğunu bakanımıza ilettik. Bakanımız zaten bu konuda oldukça hassas ve bu alanların değerlendirilmesine ilişkin görüşlerini sürekli paylaşıyor. Bu alanların yüzde 20’sini bakliyat ekimine yönlendirebilirsek, bakliyatta arz açığı sorunu ortadan kalkacaktır. İkinci bir konu, havza bazlı destekleme modelinin ne yazık ki hala amacına uygun işlemiyor olması. Son açıklanan 2022 için ürün listesinde bakliyatın desteklendiği havza sayısı bir önceki yıla göre daha da arttı. Şu an ülkemizdeki 973 ilçenin 945 tanesi ayrı birer havza. Nohut 566, kuru fasulye 377 ve mercimek 266 havzada destekleniyor. Yani her bir ürün çok farklı bölgelerde ve fazla sayıda havzada destekleniyor. Dolayısıyla hem ismine uymuyor hem de amacına hizmet etmiyor. Oysa bu modelin amacını ismine uygun şekilde tek kelime ile açıklayabiliriz, ‘kümelenme.’ Ana amaç her bir ürünün en verimli üretileceği bölgeleri belirlemek olmalı. Ve kümelenme sağlayacak şekilde her havzada sınırlı sayıda ürünü desteklemek olmalı. Bakanlığımızdan beklentimizin modelin bu kümelenme hedefi doğrultusunda yeniden ele alınması olduğunu tekrar ilettik. Bakanımız da sorunun farkında ve gerekli çalışmaların yapıldığını belirtti” diye konuştu.
“Sertifikalı tohum üretimi ve kullanımı yaygınlaştırılmalı”
Sertifikalı tohum üretimi ve kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini de ifade eden Özdemir, “Bakanlığımız tohumculuk konusuna son yıllarda büyük önem verdi. Bakanımızın verdiği bilgiye göre, son 20 yılda tohumluk üretimimiz 9 kat, tohum ihracatımız 13 kat arttı. Bu hepimizin görmeyi istediği olumlu bir tablo. Özellikle hububatta oldukça başarılı olduk. Bu tabloyu bakliyata da yansıtmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bakliyat üretiminde arzu ettiğimiz artışı engelleyen nedenlerden biri verim sorunu. Son yıllarda verim konusunda her ne kadar artış olsa da sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaşması bu çıtayı çok daha yukarı taşıyacaktır. Bakanlığımızdan talebimizin sertifikalı tohum üretimi ve kullanımını özendirecek mekanizmanın daha da güçlendirilmesi olduğunu paylaştık. Aslında bakanlığımız münavebeli ekim sistemi konusunda oldukça önemli bir karar almıştı. Bu karar ile 2018 yılından itibaren bir parsele aynı tek yıllık bitki arka arkaya üç kez ekilirse, destek ödemesi yapılmayacağı ifade edilmekteydi. Ancak bu karar ne yazık ki uygulanamadı. Oysa münavebeli ekimi teşvik eden bu model uygulanır, arazi denetimleri de sıkı bir şekilde yapılır ise büyük yarar sağlayacağı kanısındayız. Üstelik baklagiller münavebeli ekim için en ideal ürünler. Beklentimiz şu an arz açığı olan kuru baklagiller ekiminin münavebeli ekim sistemi çerçevesinde zorunlu olacak şekilde yeniden ele alınmasıdır” şeklinde konuştu.
“Ar-Ge çalışmaları ve iş birliği güçlendirilmeli”
Sektörde Ar-Ge çalışmaları ve sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Özdemir şunları söyledi:
“Islah çalışması yürütülen türler ile sanayicilerimizin arzu ettiği ve piyasada talep gören türler arasında farklılıklar var. Bu doğrultuda tohum ıslah çalışmalarında üretici, tüketici ve sanayici tercihlerinin mutlaka göz önüne alınması gerekmektedir. Özellikle son iki yıldır yaşadığımız ve önümüzdeki yıllarda etkisini daha fazla hissettirecek bir diğer husus ise iklim değişikliği. Bu konuda NASA, FAO gibi kurumların çeşitli raporları var. 2021 yılında son 51 yılın en sıcak temmuz ayını yaşadık. Meteoroloji verilerine göre bakliyat üretim bölgelerinde yağışlar yüzde 20-40 arasında azalmıştı. Bu yıl ise Bakanlığımızın Çölleşme Hassasiyet Haritasında bu bölgeler riski yüksek olarak açıklandı. Dolayısıyla iklim şartlarını temel alan, ilave tedbir ve teşvikler içeren etkin bir üretim planlaması ile sektördeki konumumuzu güçlendirebiliriz. Bu bağlamda; su kısıtlı bölgelerde nohut ve mercimek ekimini mutlaka teşvik etmeliyiz. Bakanımız da bu konuda kuraklığa uygun, dayanıklı tohum çeşitlerinin üretilmesi konusunda çağrıda bulunmuştu. 2019 Genel Kurulumuzda özellikle gelişmiş ülkelerde bakliyat tüketim alışkanlıklarının farklılaştığını vurgulamıştım. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz için bakliyat tüketimini özendirmemiz gerektiğini ifade etmiştim. Şu an dünya genelinde bitkisel protein akımı var. Vegan, vejetaryen beslenme alışkanlıkları yaygınlaşıyor. Türev ürünler konusunda Ar-Ge çalışmaları artıyor. Singapur, Avustralya, Almanya gibi birçok ülkede büyük firmalar önemli yatırımlar yapıyorlar. Dolayısıyla et ile eşdeğer, yüksek proteinli bakliyat da gelecekte bu trendin en değerli parçalarından biri olacaktır. UBK ve Mersin Ticaret Borsası olarak bakliyat tohumculuğunda olduğu gibi elimizi taşın altına koyduk. Bakliyat AR-GE Merkezimiz faaliyetlerine başladı.”  (İHA)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir