9 Şubat 2023

ADD KURUCU ÜYESİ Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ: BEŞ DAKİKAYA SIKIŞTIRILAN SAĞLIK HİZMETİ VE SONUÇLARI -2-

Türkiye, 85 Milyona hizmet veren ve hekim, uzman yetiştirme  konumunda 122 Tıp Fakültesi’ne sahiptir.
Bunların kimi, altyapıdan yoksun, gecekondu fakültelerdir.
Niteliklerini görmezlikten gelirsek, dünyada sayısal olarak ön sıralarda yer bulmakta olduğumuzu görür ve bundan övünç duyabiliriz!
Yani sayısal olarak bir sıkıntımızın olmaması gerekir. Sorun, nicelikten değil, nitelikten kaynaklanmaktadır. Pıtrak gibi kurulan Tıp Fakülteleri Hastanelerinde hizmet niteliğinde standartlığın sağlanamaması, hemen herkesin ilk basamak sağlık birimleri yerine, hastanelere, üniversite hastanelerine yönelmeleri, hasta-doktor-hemşire çatışmalarına neden olmaktadır.
Bunun başta gelen nedeni ise, iyi bir tıp eğitimin olmazsa olması gereken altyapı, donanımlı öğretim kadrosu ve zor olan tıp eğitimini alacak kapasiteye sahip öğrenci yetmezliğidir.
Üniversite hastaneleri ve öteki devlet hastanelerinde kadro yetersizliğinin buna eklenmesi, sorunları daha da içinden çıkılmaz duruma getirmektedir.
Bir hastaneye girdiğinizde, ilk karşılaşılan, miting alanlarını taşırır, sağlık hizmeti istemcisi ile karşılaşılmaktadır.
Telefon yada internet üzerinden randevu almak başlı başına sorunken, randevu almak için fiziksel olarak randevu almak da, çok şanslı yada sahipli olmanızı gerektirmektedir.
Bu engelleri aşıp, muayene yada tetkikler aşamasına gelindiğinde, hasta yorgunluktan bitkin, yine yoğunluktan bıkkın doktora erişebilmektedir.
Doktor, beş dakikada hastasının işini bitirme(!) aceleciliği içinde çırpınırken, hasta, derdini tam anlatamamanın sıkıntısı ve kızgınlığı içinde boğulmaktadır.
Siyasal iktidar, sayısı artan ve kimileri gecekondu-hastaneleri ile, siyasal rant devşirme peşinde koşarken, 5 dakikalık randevu gerginlik içine attığı doktor ile-hastasını baş başa bırakmaktadır!
Yirminci yüzyılda saygınlık içinde gerçekleşen doktor-hasta ilişkileri, günümüzde bu ekseninden devlet otoritesi tarafından kopartılmıştır.
Sağlık çalışanlarının (doktor, hemşire, sağlık görevlisi) toplum gözünde değersiz kılınması, ekonomik ve çalışma koşullarında yeterli iyileştirme yapılmamasının yanı sıra, yönetim erkinin bu tutumundan kışkırtılan, sağlık çalışanlarının hizmet sunduğu kesimin de, sağlık çalışanlarına uyguladığı şiddet de eklenmiş bulunmaktadır.
Açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının biraz altında gelire sahip olan sağlık çalışanları, geçim derdini de yaşamaktadırlar.
Çok ağır çalışma koşulları altında ezilen sağlık çalışanları, çoğu kez insanca yaşama olanaklarından da yoksundur. Asistanlık dönemlerinde mesai kavramından yoksun olan asistan doktor, hemşire sınırsız nöbete kalabilmektedir.
Beş dakikada bir hasta bakması istenilen doktorlardan bir de, “hastayı memnun etmesi” istenmektedir.
Bu koşullar altında çalışmaya zorlanan doktor, hemşire, teknisyenler, bir de, kışkırtılmış hastaların başhekimlikten, Cumhurbaşkanlığına uzanan şikayet ile uğraşır olmaktadırlar.
Bütün bunlar, hastaya bakma ve iyileştirmesine yardımcı olması gereken doktor ve sağlık çalışanlarının kendileri tedaviyi gerektirir bir duruma düşmektedirler.
Sağlık hizmeti sunan ile hastayı mutlu kılmayan bu sürecin değiştirilmesi gerekmektedir. Öncelikle sağlık çalışanlarının çalışma ve ekonomik koşulları iyileştirilmelidir.
Mesai saatleri, doktorlar ve öteki sağlık çalışanları için, günlük 4-6 saate düşürülmeli, performans zorlaması kaldırılmalıdır.
Sayısı hızla artırılmış olan tıp fakülleri, yeniden mesleğe yönelebilecek nitelikli öğrenciler için çekim merkezine dönüştürülmelidir. Buradan mezun olacak doktorlar, hemşireler, sağlık teknisyeni için güvenli ve huzurlu bir çalışma ortamı ve insanca yaşam koşullarının sağlanacağı yasal düzenlemeler yapılmalıdır, diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir