31 Ocak 2023

ADD KURUCU ÜYESİ Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ: DEVLET ORGANLARI VE GÜVENİLİRLİK

Devlet Organları, Anayasamızda “Yasama”, “Yargı” ve “Yürütme” olarak sıralanmaktadır.
Bu organların görevi ise, Anayasa’nın 5nci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” olarak belirtilmektedir.
Anayasanın “Başlangıç”ında, T.C. yurttaşının doğuştan sahip olduğu  hak ve yetkisine sahipliği; “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu”nun altı çizilmektedir.
Burada Anayasa denen temel bir “Toplumsal Sözleşmede” sergilenen özensizliğe dikkatinizi çekmek isterim. Özensizlik, yurttaşlığın etnik kökene dayandırmakta karşımıza çıkmaktadır. Yurttaşlık, bir oluşuma, örneğimizde, T.C. Devleti uyrukluğu ile ilintili bir konumdur. T.C. yurttaşları, yalnız Türk soyundan gelenlerin yanı sıra, Kürt, Rum, Ermeni, Arap vb. soyları da barındıran bir kavramdır. Günümüzde T.C. yurttaşlığı edinmenin yollarından birisi de, belirli bir kaynağın ülkeye getirilmesi ile ilintilendirilmiştir.
Bunun düzeltilmesi gereğini Anayasacılara duyurulur.
Devlet organlarının temel amaç  ve görevlerini yerine getirmesinin başat koşulu ise, güvenilirlik”tur. Yapılan kamuoyu sorgulamalarında Devlet Organlarına güvenin, Cumhuriyet Tarihi’nde olmadığı ölçüde düşük olduğu, bunun da, yaşamakta olduğumuz sorunların kavranmasının ve çözümsüzlüğün baş nedeni olduğunu görmekteyiz. İktidar muhalefete, muhalefet iktidara ve halk da her ikisine güvenmiyor.
Örneklemek isterim.
Son haftanın gündeminde var olan “Beyoğlu-İstiklal Caddesi’ndeki patlama ile, sınır ötesinden atılan havan topu, sonrasında getirilen yasakların gerekçesi, toplumun önemli bölümü tarafından inandırıcı bulunamadı.
Sonrasında başlatılan “Pençe-Kılıç Harekatı”, önceki harekatları akla getirdi.
Bunları;
2015 Kasım Seçimi öncesindeki “Şah Fırat Harekatı”;
2017 Nisan Anayasa Halkoylaması öncesi “Fırat Kalkanı Harekatı”;
2018 Haziran Başkanlık Seçimine iki ay kala “Zeytin Dalı Harekatı”;
2019 Mart Yerel Seçime bir ay kala “Bahar Kalkanı Harekatı” olarak anımsatmak isterim.
Galiba kederde ve sevinçte ortaklığımız yok oldu. Yerini birbirimize karşı giderek büyüyen kuşku aldı. Kuşku, toplumun kafasını karıştırır iken,  saflaşmaya neden olucu yönelimler doğurmaktadır.
Aklımızı başımıza toplamamız gerekmektedir. T.C., kuruluş ayarlarına ve Anayasanın 2’nci maddesindeki niteliklerini güçlendirerek, oluşturulmakta olan ‘Yeni Dünya Düzeni’nde yerini bulmayı başarmalıdır. Bunun için devletin tüm organlarının uyum  içinde ve özellikle de, toplumun aklı ve vicdanı olması gereken akademi dünyası üzerine düşen uyarıcı ve yol gösterici işlevini anmsamalı ve gereğini yerine getirmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir