10 Aralık 2022

UNICEF: ‘Çocuklara yönelik ırkçılık ve ayrımcılık, dünya genelinde yaygınlaşıyor’

Son yayınlanan rapor; çocukların sağlık hizmetleri, kamu kaynaklarına erişim ve eğitim alanlarında nasıl ayrımcılığa uğradıklarını gösteriyor. 22 ülkeye ilişkin analizlerin yer aldığı rapor, avantajlı grupların temel okuma becerilerine sahip olma olasılığının iki kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
UNICEF, Dünya Çocuk Günü öncesinde yeni bir rapor yayınladı. Rapor; etnik kökenlerine, dillerine ve dinlerine dayalı olarak çocuklara yönelik ırkçılık ve ayrımcılığın dünyanın birçok bölgesinde yaygınlaştığını ortaya koyuyor.
Reddedilen Haklar: Ayrımcılığın çocuklar üzerindeki etkisi başlıklı rapor, ırkçılığın ve ayrımcılığın çocukları eğitim, sağlık, doğum kaydı ve adalet sistemine adil ve eşit erişim gibi alanlarda ne ölçüde etkilediğini ortaya koyuyor. Rapor ayrıca azınlık ve etnik gruplar arasındaki yaygın eşitsizliklerin altını da çiziyor.
UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell: “Toplumlardaki ırkçılık ve ayrımcılık, çocukları ömür boyu sürebilecek yoksunluk ve dışlanma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum hepimizi üzüyor. Kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin, her çocuğun haklarını korumalıyız çünkü bu, herkes için daha barışçıl, müreffeh ve adil bir dünya inşa etmenin en kesin yoludur.”
22 ülkeye ilişkin analizin yer aldığı raporun yeni bulgularına göre, etnik, dilsel ve dini gruplardan gelen ve dışlanan çocuklar, okuma becerilerinde akranlarının çok gerisinde kalıyor. En avantajlı gruptan 7-14 yaşındaki öğrencilerin temel okuma becerilerine sahip olma olasılığı, en az avantajlı gruptaki öğrencilere göre ortalama iki kat daha fazla.
Raporda temel haklara erişim açısından bir ön koşul olan doğum kayıt oranıyla ilgili veriler de analiz ediliyor. Buna göre, farklı dini ve etnik gruplardan çocuklar arasında önemli farklılıklar var. Örneğin, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde, Mon-Khmer etnik grubundaki 5 yaş altı çocukların yüzde 59’unun doğum kaydı yapılırken, bu oran Lao-Tai etnik grubunda yüzde 80 oranında seyrediyor.
Ayrımcılık ve dışlanma, nesiller arası yoksunluğu ve yoksulluğu derinleştiriyor. Bunun yanı sıra çocuklar için sağlık, beslenme ve öğrenme kazanımları alanında elde edilen sonuçları daha da kötüleştiriyor. Bu durum hapis cezası alma ihtimalini arttırıyor, ergen kız çocukları arasında gebelik oranlarının yükselmesine yol açıyor ve yetişkinlikte daha düşük istihdam oranları ve kazanç ile sonuçlanıyor.
COVID-19 dünya çapında derin adaletsizlikleri ve ayrımcılığı açığa çıkarttı. Fakat iklim değişikliği ve çatışmaların etkileri birçok ülkede eşitsizlikleri ortaya çıkarmaya devam ediyor. Rapor, etnik ve azınlık gruplardan milyonlarca çocuk için ayrımcılığın ve dışlanmanın uzun süredir nasıl devam ettiğini vurguluyor. Raporun ele aldığı konular arasında aşılama, su ve sanitasyon hizmetlerine ve adalet sistemine adil erişim de var.
Rapora göre, örneğin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki disiplin politikalarında siyahi çocukların okuldan uzaklaştırma alma olasılıkları beyaz çocuklara göre neredeyse dört kat daha fazla. Okuldaki sorunlar nedeniyle tutuklanma olasılıkları ise beyaz çocuklara göre iki kattan fazla.
Rapor ayrıca çocukların ve gençlerin günlük yaşamlarında ayrımcılığın yükünü nasıl hissettiklerine de dikkat çekiyor. 407.000’den fazla yanıt içeren yeni bir U-Rapor anketi, çocukların ve gençlerin neredeyse üçte ikisinin çevrelerinde ayrımcılığın yaygın olduğunu düşündüklerini gösteriyor. Ankete göre katılımcıların yaklaşık yarısı da ayrımcılığın hayatlarını veya tanıdıklarının hayatlarını önemli ölçüde etkilediği kanaatinde.
Russell: “Sadece Dünya Çocuk Günü’nde değil her gün, her çocuğun hayata katılma, korunma ve tam potansiyeline ulaşmak için eşit şansa sahip olma hakkı vardır. Hepimiz, kendi ülkelerimizde, toplumlarımızda, okullarımızda, evlerimizde ve kalplerimizde çocuklara yönelik ayrımcılıkla mücadele etme gücüne sahibiz. Bu gücü kullanmamız gerek.” (Haber Merkezi)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir