8 Aralık 2022

SOHBET KÖŞESİ: GELECEKTEN HABER VERENLERE İNANMAK VE KIYAMETİN KOPMASI İLE İLGİLİ SENARYOLAR…

Kıyametin kopacağı ile ilgili senaryoların yanında televizyonlarda bazı kimselerin gelecekten haber veren programlarını izliyoruz.

Özellikle eline oyun kâğıdı alan bazı bayanlar kâğıt açmak suretiyle gelecekten haber verdiklerini söylüyorlar.

Kıyamet senaryoları ile ilgili haberlere gelince:

Geçtiğimiz yıllarda Habertürk ve Haber3 İnternet sitelerinde yayımlanan bir haberin başlığı şuydu: “ Dünya için yeni kıyamet senaryosu 13 Nisan 2029 ”

Habere göre: 2029 yılında dünyaya göktaşının çarpma riskinin yüzde 2,7 olacağını belirterek dünyamız için yeni bir Kıyamet Senaryosu tarihi belirlemişler: 2029…

Haberin içeriğinde; Rosetta Misyonu’ndan bahsedilmekte…

Ve yine en yakın kuyrukluyıldıza gönderilen robottan söz edilmekte…

Rosetta projesi Avrupa Uzay Ajansı ( ESA ) tarafından koordine edilmekte…

14 Avrupa ülkesinin yanı sıra ABD’den uzay araştırmaları ile ilgili ajanslar, üniversiteler ve özel sektörler ve 2 bin kişi bu projede yer almış…

Kıyamet Senaryolarından bahsetmek çok eskilere dayanmaktadır.

Hatırlayınız; Bundan yıllarca önce Maya takvimine göre;21 Aralık 2012’de kopacağı iddia edilen Kıyamet Senaryosu dünyanın bütün ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’mizde de gündeme getirilmiş ve Ulusal basında, televizyon kanallarında aylarca haberlerin en başında yer almıştı.

Öyle ki; Kıyamet’ten zarar görmeyeceğine inanılan İzmir’in Şirince köyü 5 bin kişiyi ağırlamıştı.

Birçok Televizyon kanalı Şirince’de Kıyamet Senaryolarıyla ilgili röportajlar yapmışlardı.

SHOW TV’de sunucu Saba Tümer; Şirince’de canlı yayında Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ve Astrolog Rezzan Kiraz’la bir program yapmış, Kıyamet senaryoları ve 2013 Burçlarını değerlendirmişlerdi.

Ve yine hatırlayınız: O dönemde TBMM’de AKP’den sayın Cemil Çiçek, MHP’den sayın Oktay Vural, CHP’den sayın Ali Sarıbaş basın toplantıları yapmış ve KIYAMET SENARYOLARINI değerlendirmişlerdi.

5 bin 126 yıllık Maya Takviminin sonuna denk düşen Kıyamet Günü senaryosunun odaklandığı 21 Aralık 2012 gerilerde kaldı.

O dönemde yazdığım bir makalemde: “Ancak bu senaryo ne ilk, ne de son olacak…” demiştim.

Nitekim 2029 yılı için de bir kıyamet senaryosu gündeme getirilmiştir.

Dünyada bugüne kadar yedi defa ‘kıyamet’ beklentisi yaşanmıştı.

Tarih boyunca gündeme gelen en önemli kıyamet senaryoları şöyleydi:

1–1666 yılı için bir senaryo hazırlanmıştı.

Hıristiyan dünyası 1666 yılına girerken dehşet ve endişe içindeydi.

Çünkü İncil’de 666 rakamı şeytanın rakamıydı ve dünyanın sonunun şeytanın ellerinden geleceğine inanılıyordu.

1665 yılında “Büyük Londra Yangını”nı yaşayanlar bir süre için gerçekten kıyametin geldiğini düşünmüşlerdi.

Uzun süren yangın söndürülmüş ve hayatta kalanlar yaşamına devam etmiş, bu senaryo tutmamıştı.

2–1910 yılı için hazırlanan bir senaryo daha vardı. O da Halley kuyruklu yıldızıyla ilgiliydi.

Halley kuyruklu yıldızı 76 yılda bir dünyanın yakınından geçiyor.

Kuyruklu yıldız 1910 yılında özellikle Avrupa ve Amerika’da genel bir panik yaşatmıştı.

Oksijen ve maske stokları tükenmişti. Herkes kıyamet için hazırlık içindeydi.

Halley sadece güzel bir manzara yaşatıp gökyüzünden kaybolmuş, bu senaryo da tutmamıştı.

3 -1914 yılı için de bir senaryo yazılmıştı.

Şöyle ki; 1870 yılında Yahova Şahitleri olarak bilinen grup, cemaatlerinden bir kahinin öngörüsüne göre 1914’te kıyametin kopacağına inanıyordu.

Ancak 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı yapılmış ve kahinin öngördüğü senaryo gerçekleşmemişti.

4 -1997 yılı için de bir senaryo düzenlenmişti.

Takvimler 1995’i gösterdiğinde keşfedilen Hale-Bopp kuyruklu yıldızı başka bir kıyamet senaryosunun ortaya çıkmasına sebep olmuştu.

Şeytana taptığı düşünülen 39 kişilik grup kuyruklu yıldızın Dünya’ya en yakın olduğu 1997 yılında topluca intihar etmişti.

Eylemi California’da gerçekleştiren grubun intihar için tek bir nedeni vardı; kıyamet gününün gelmesi…

5 – 2000 yılı için düzenlenen senaryoya göre; 5 Mayıs 2000 yılında gezegenlerin aynı hizaya gelmesi ile volkanlar patlayacak ve büyük depremler meydana gelecekti.

Tarihler 5 Mayıs 2000’i gösterdiğinde ise olay astronomları ilgilendiren bir gök olayından öteye geçmemişti.

6 – 2000 yılı için düzenlenen senaryoya göre; 1 Ocak 2000’de Yeni milenyumun ilk günü insanlığı bekleyen kötü son olacaktı.

1984 yılında yayınlanan bir makaleye göre 2000 yılına girdikten hemen sonra dünya çapında yaşanacak bir bilgisayar hatası tüm insanlığı kaosa sürükleyip dünyanın sonunu getirecekti.

Bu da bir SENARYO’DAN ibaret kaldı.

7 – 2009 yılı için belirtilen senaryoya göre; Evrenin sırlarını araştıran CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısında oluşacak bir kara deliğin dünyanın sonunu getirmesiydi.

CERN’de deney başladı. Deney başarısız oldu. Çalışmaya ara verildi. Yeniden tekrar başlatıldı. Henüz sonuç alınmadı.

8- 21 Aralık 2012 tarihinde mayalar tarafından tahmin edilen kıyamet senaryosu da sonuçsuz kaldı.

Mayalar tarafından ortaya atılan kıyamet senaryosu da tutmayınca yeni bir Kıyamet Senaryosu daha ortaya atıldı.

“Tanrının Kılıcı Kardeşliği” adlı bir tarikat yeni bir kıyamet günü tarihi ortaya attı: 1 OCAK 2017…

Tarikat üyeleri, liderleri olan CEBRAİL’in kendilerine o tarihte dünyanın sonunu geleceğini ancak tarikat üyelerinin hayatta kalacağını, geride kalan herkesin Cehennem ateşinde yanacağını söylediğini belirtmişlerdir.

İşte bir SENARYO daha…

Bu kehanetlerin yanında televizyonlarda bazı kimselerin gelecekten haber veren programlarını izliyoruz.

Özellikle eline oyun kâğıdı alan bazı bayanlar kâğıt açmak suretiyle gelecekten haber verdiklerini söylüyorlar.

Bir de yıldız falı var.

Acaba bunların söylediklerine inanılabilir mi?

Cenabı Allah Neml Suresi’nin 65’inci ayetinde;

“De ki; göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse kaybı bilmez.” buyuruyor.

Gelecekten haber veren kişilere inanılıp inanılmayacağının en güzel cevabını bu ayet-i kerimede görmek mümkündür.

Kuran-ı Kerim’den sonra ikinci büyük kaynak olan Hadis-i Şeriflerde de bu konuda işaretler vardır.

Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde:

“Kâhin ve falcıya (gaipten haber veren kişiye) inanan kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz” buyuruyor.

Riyaz’üs-Salihin tercümesinden aldığımız bu Hadis-i Şerif’ten başka, konuya açıklık getirecek başka bir Hadis-i Şeriflerinde Peygamberimiz yine:

“Ona inanan kişi bana indirileni (Kur’an-ı Kerimi) inkâr etmiş olur” buyurmaktadır.

Bu nedenle değişik yollarla gelecekten veya gaipten haber vermek iddiasında bulunanlara inanmak dinimize göre haram kabul edilmiştir.

Yıldız falına gelince: Yıldız falının da İslam inancıyla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

Yıldız falı ya da astrolojinin kaynağı Babilliler’e dayanır.

Babilliler’de yıldız falına inanmak dini bir inanç olarak görülür.

Eski Mısır’da da yıldız falına inanılırdı.

Çinliler, Hintliler, Aztekler de yıldız falına inanmışlardır.

Avrupa’ya, Ortaçağda Araplar tarafından yıldız falının girdiğini görüyoruz.

Öyle ki Avrupa’da sarayların en saygın kişileri, kralların en yakın adamları müneccimler dediğimiz yıldız falı bakıcıları olmuştur.

Yıldız falı bütün bu saydığımız dönemlerde gerek dini inanç şeklinde olsun gerekse dini inancın dışında değerlendirilsin insanların vazgeçemediği bir düşünce şekli olmuştur.

Günümüzde dünyanın her ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’mizde de pek çok insan sabahleyin gazetesini eline aldığı zaman ilk iş olarak gazetedeki yıldız falına bakmaktadır.

Falda iyi yazıyorsa neşe ile güne iyi başlamakta, falda kötü yazıyorsa, morali bozulmaktadır.

Bizim inancımıza göre, geleceği ancak Cenabı Allah bilir.

Yıldız falının bizi yönlendirmesi dini açıdan hiç de uygun bir davranış değildir.

Esasen günümüzde insanlar artık yıldız falına dini bir inanç gözüyle de bakmamaktadır.

Bazı insanlar, insanların gökyüzü haritasına göre gezegenlerin ve burçların etkisinde olduğuna inanmaktadırlar.

Bu insanlara göre; Yıldız falının yorumlanmasında, her biri gökyüzünde otuz derecelik bir alan kaplayan ve isimleri: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık olan on iki burca başvurulmaktadır.

Yine bu insanlar; Doğum sırasında gezegenlerin bu burçlara oranla konumunun İnsanın alın yazısını ve kişiliğini belirlediğine inanırlar.

Bu inanç şekillerinin İslamiyet açısından hiçbir önemi yoktur.

Hoşça kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir