3 Ekim 2022

SOHBET KÖŞESİ: TÜRKİYE’NİN EN KARA GÜNÜ: MENDERES VE ARKADAŞLARININ İDAMI -4

Türkiyenin en kara günü olan 27 Mayıs darbesi aile olarak bizi de büyük sıkıntıya sokmuştu…
Bizim yaylamız Tersakan diğer adıyla “Çok oluk” yaylasıdır.
İhtilal Mayıs ayının 27´sinde yani biz yayladayken olmuştu…
Bizim bir radyomuz vardı…
O devirde televizyon da yoktu, herkesin evinde radyo da yoktu…
İhtilalı babamla birlikte radyomuzdan dinlemiştim…
Ülke genelinde tutuklamaların başladığını da radyodan öğrenmiştik…
Babam ileriyi görebilen bir kimseydi…
Anamur´dan yani sahilden gelen haberler de iç açıcı değildi…
Anamur´da da bazı tutuklamaların olduğu haberi geliyordu…
Ben o zaman Adana İmam Hatip Lisesinde öğrenciydim ve 15 yaşlarında idim…
Yaz tatili sebebiyle yaylada babamgillerin yanında idim…
Babam askeri malulü idi. Bir kolunu cephede kaybetmişti…
Tek koluyla yaşantısını sürdürürken Anamur´a özellikle Bozyazı´ya büyük hizmetler etmişti…
Yaklaşık 60 kilometrelik yayla yolunu yaptırmış, Bozyazı´da yıkılan karakolun yenisini yaptırmış, Köyüne cami ve Kur´an Kursu yaptırmış ilerleyen yıllarda ben Anamur Lisesinde öğretmenken 1972 yılında da köyüne İlkokul yaptırmıştı…
20 Şubat 1972 yılında babamın yaptırdığı Denizciler İlkokulunun açılışında ben de bulunmuştum…
Anamur Kaymakamı Sayın Fahri Görgülü ilçeye yeni atanmıştı…
Babamın hizmetlerini kendisinden önce gelen kaymakamdan duymuş olmalı ki okulun açılış töreninde babamın önceki hizmetlerini de öğen çok güzel bir konuşma yapmıştı…
İçel Milli Eğitim müdürü Sayın Ali Güleç de açılıştaydı…
O da okulun yapılmasında babamın gösterdiği gayretlerden bahsederek bu okulun adının Ahmet Mert İlkokulu olduğunu söylemiş bir gün sonra yayımlanan yerel gazetelerde : “HACI AHMET MERT TARAFINDAN YAPTIRILAN BEŞ DERSLİKLİ DENİZCİLER İLKOKULU AÇILDI” diye yazmıştı…
Açılan okula babamın adı verilmişti…
Açılışta İçel Bayındırlık müdürü sayın Mürteza Akpolat da vardı… O da konuşmasında hiç devlet desteği olmadan yaptırılan İlkokulun Mersin ilçeleri içinde örnek bir ilkokul olduğunu belirtmiş ve babamı tebrik etmişti…
Anamur Belediye başkanı sayın Nuri Sinanoğlu, İlköğretim müdürü sayın Nihat Uğur, Halk Eğitim müdürü sayın Mehmet Tevfik Kaya ve 100´lerce vatandaşın katılımıyla babamın yaptırdığı Denizciler İlkokulu açılmıştı…
Yetkililerin onca ısrarına rağmen babam adını okula verdirmemişti…
Nedenini soranlara da; “Mürailik olur…” demişti.…
1960 İhtilalından sonra babamın yaptığı bunca hizmetlere rağmen Cumhuriyet Halk Partisi yanlı olan kişiler tarafından “DEMOKRAT PARTİLİDİR…”diye askeri yetkililere şikâyet edilmiş…
Bu şikayet dilekçesi üzerine 1960 ihtilalının 2´inciayında yani Temmuz ayında tutuklamak üzere Bozyazı´da babamı aramışlar…
Yaylaya gittiğini öğrenince başta o devrin garnizon komutanı olmak üzere Kaymakam, Anamur ve Bozyazı jandarma komutanları,6 tane silahlı jandarma 2 askeri jeeple tutuklamak üzere yaylaya babamın yanına gelmişlerdi…
Garnizon komutanı yanındakilere tutuklamak üzere gidecekleri kimsenin kim olduğunu söylememiş olmalı ki yayladaki evin önünden jeep´ten indikleri zaman komutanın emriyle jandarmalar evi sarmışlar ve silahlarının ucunu eve doğrultarak mevzii almışlardı…
Bir öğleden sonra benim de evde babamın yanında bulunduğum bir sırada kapı çalınmıştı…
Kapıyı babam açmıştı…
Babamın yüksek sesle:
“-Oooo. Kaymakam bey oğlum, komutanlar… Hoş geldiniz…”dediğini duyunca ben de dışarı çıkmıştım…
Bir de baktım ardıç ağaçlarının arasında askerler mevzii almış…
Babam güneydoğuda askerlikte jandarmalık yapmıştı ve jandarmanın görevlerinin ne olduğunu da çok iyi biliyordu…
Olayı saniyede kavramıştı ve askerlere hitaben:
“-Oğlum. Uzak yerden geldiniz… Gelin elinizi yüzünüzü bir yıkmayın… Soluklanın …”demişti…
Babamın bir komutan edasıyla söylediği bu sözler etkisini göstermiş ve asıl komutanlarını dinlemeyen askerler silahlarını ellerine alarak evin önünde toplanmışlardı…
Garnizon komutanı İhtilalden sonra ilçeye yeni atanmıştı ve babamı tanımıyordu…
Kaymakamla Anamur, Bozyazı jandarma komutanları babamı önceden tanıyorlardı…
Sanırım jandarmalar da tanıyordu…
Çünkü Bozyazı´nın yıkılan karakolunu babam yaptırmıştı ve Anamur´a maaş almaya gittiğinde zaman-zaman Anamur jandarma komutanlığına da uğruyor, onları ziyaret ediyordu…
Bu ziyaretlerde de eli boş gitmiyor ve jandarmalara hediyeler götürüyordu…
Anamur´dan döndükten sonra Jandarmaları ziyaret ettiğini bize anlatıyordu…
Hatırlıyorum Garnizon komutanı askerlere bir şeyler söyleyecek olmuştu da kaymakam komutanın elinden tutmuş şöyle aşağıya doğru çekmişti…
Radyodan dinlediğimize göre ülke genelinde sorgusuz sualsiz tutuklamalar yapılıyor, tutuklananlar uzun süre mahkemeye çıkarılmıyordu…
Ben çok endişeliydim…
Babam ise çok rahattı…
4-5 saatte zor gelinen bir yolculuktan sonra Garnizon komutanın dışındakiler ellerini yüzlerini yıkayıp rahatlamışlardı…
Komutan yerinde duramıyor, bir oraya bir buraya gidip geliyordu…
Yine babamın sesi duyulmuştu;
“-Komutan…Niçin geldiğinizi biliyorum….Ancak bizde bir adet var…Yemek yemeden misafir gönderilmez…Hele yemeğimizi bir yiyelim…Gerisi kolay…”demişti…
Komutan dışarılarda gezine dursun annem çok güzel yemekler hazırlamıştı…
Annem yemek konusunda çok deneyimli idi… Soframızdan hiç misafirimiz eksik olmazdı…
Mercimek çorbası, patates kızartması, gölevez, cacık, bulgur pilavı, salata, yufka ekmek ve karpuz´dan oluşan 2 ayrı sofra hazırlamıştık, birine askerler oturmuştu,diğerine misafirler…
Komutan da ister istemez yemeğe oturmuştu…
Ben hizmet ediyordum… Babam da yemeğe oturmuştu…
Kısa bir sessizlikten sonra komutanın sesi duyulmuştu ve babama hitaben; “Sen ağa mısın?” diye sormuştu…
Babamdan önce Kaymakam söze karışmıştı: “Komutanım… Ahmet ağa doğudaki ağalar gibi öyle köyleri olan bir ağa değil… Onun ağalığı bey anlamına gelen bir ağalık…”
Yine derin bir sessizlik olmuştu…
Komutan yine gür bir sesle: “Sen Demokrat Partiliymişsin doğru mu?”demişti…
Bu defa babam söz almış ve demişti ki; “Evet ben Demokrat partiliyim…
Niçin Demokrat partiliyim biliyor musunuz?”
Konuşmuş… Konuşmuş… Konuşmuştu…
Komutan: “Biz seni tutuklamaya geldik biliyor musun? “demişti…
Tutuklamaya geldiği kişinin babam olduğunu bilmeden geldiğini sandığım Kaymakam demişti ki:
“Komutan… Biz Ahmet ağayı tutuklarsak yolda giderken dağlar üstümüze yıkılır…”demişti…
Komutan endişeli bir şekilde babama dönerek; “Sen eşkıya mısın? Adamların dağı üstümüze mi yıkacak?..”demişti…
Karakolu yapılan Bozyazı jandarma komutanı dayanamayıp söz almıştı…
Rütbece Garnizon komutanından küçüktü ama yaşca büyüktü…
“Komutan… Komutan… Karşındaki şahıs kolunun birini bu ülke için savaşırken cephede kaybetmiş… Görüyorsun… Ben Demokrat partiliyim diyor… Kıvırmıyor… Yalan söylemiyor…
Tutuklayacak başka birini bulamadın da bizi Ahmet ağa için mi getirdin?
Giderken dağlar üstümüze yıkılır amma bunun yaptırdığı yoldan gittiğimiz için yıkılır…”demişti…
Garnizon Komutanı susmuştu…
Kahvelerini yudumlarken de kimseden ses çıkmıyordu…
Yemeğe otururken postallarını bile çıkarmayan Garnizon komutanı ayağa kalkmıştı…
Yanındakilere hiçbir şey söylemeden askerlere seslenmişti; “Toplanın gidiyoruz…”
Vedalaşıp vedalaşmadıklarını bilemiyorum…
O anda yolda yemeleri için bahçeden üzüm. elma, armut toplamaya gitmiştim…
2 ayrı sepete koyduğum meyveleri yıkamış araçlara koymuştum…
Babamı tutuklamadan gitmişlerdi ama Anamur´da çok kişi tutuklanmıştı…
İşte benim ailem için 27 Mayıs 1960´ta böyle olumsuzluklar da yaşanmıştı…
…Ve Türkiye genelinde neler olmuştu neler…
Hoşça kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir