25 Eylül 2022

‘Biz kazanacağız, geri döneceğiz!’

NURDANE KARAKUŞ
Mersin’de KESK üyeleri KHK ile işlerine son verilen arkadaşlarının görevlerine iade edilmesi için çağrı yaparak, OHAL komisyonunun lağvedilmesini istedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Şubeler Platformu, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ile işten çıkarılan KESK üyelerinin işlerine iade edilmesi talebiyle Özgür Çocuk Park’ında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya emek ve demokrasi güçlerinin temsilcileri de destek vererek, “KHK’lar gidecek biz kalacağız” pankartı açıldı.
Platform adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şubesi Başkanı Mahmut Sümbül, Bundan sonra bu zulüm sonra erene kadar iki haftada bir Özgür Çocuk Parkı’nda açıklama yapacaklarını söyleyerek, “15 Temmuz darbe girişimi üzerindeki sis perdesi yeterince dağılmamış olsa da girişim bahane edilerek hayata geçirilen 20 Temmuz sivil darbesinin neyi amaçladığı aradan geçen süre içinde tümüyle netleşmiştir. Sivil darbe uygulamalarıyla OHAL döneminde bile askıya alınamayacak olan temel hak ve özgürlükler
çiğnenmiş, darbe girişimi her tür anti demokratik uygulamanın gerekçesi haline getirilmiştir. Bunların
başında da haksız ve hukuksuz ihraçlar gelmektedir. KHK’lar eliyle resmi rakamlara göre 125 bin 678 kamu görevlisi ihraç edildi. İktidar, ilk aylarda ihraçlara yönelik tüm itiraz yollarının kapalı olduğunu açıkladı. Darbe dönemlerinde dahi görülmeyen bu uygulamaya içeride ve dışarıda itirazlar yükselince ve AİHM’e on binlerce başvuru yapılınca bir oyalama mekanizmasına ihtiyaç duyuldu.” dedi.
“Eylem ve etkinlikler yasadışı gösterilerek katılmak suç imiş gibi gösteriliyor”
İktidarın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini de hukuksuzluğuna ortak ederek 23 Ocak 2017 günü iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almak üzere kendisine bağlı OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu’nu görevlendirdiğini hatırlatan Sümbül, “Haksız, hukuksuz şekilde 4 bin 237’i OHAL KHK’leriyle, 450’si bu süreçteki Yüksek Disiplin Kurulu kararlarıyla ve 150’si 375 sayılı KHK’nın geçici 35. Maddesi ile olmak üzere KESK’e bağlı sendikaların toplam 4.837 üyesi ihraç edildi. 31 Temmuz itibariyle ek 35. Madde ile ihraç süresi dolmuş olsa da bu kez Yüksek Disiplin Kurulları bu boşluğu fazlasıyla doldurmaktadır. Karara bağlanan 3 bin 281 dosyanın bin 291’i iade, bin 990’ı red olup 924 dosya komisyonda karara bağlanmayı bekliyor. Hukuka giden red dosyalarının ancak 71 tanesi hakkında iade kararı verilmiş olup büyük çoğunluğu hakkında red kararı verilerek üst mahkemeye gitmiştir. Mersin’de ihraç edilen üye sayısı 133 oldu ve 61 arkadaşımız komisyon kararı ile görevine iade edildi. 60 üyemiz red almış ve 12 arkadaşımız komisyon kararını beklemektedir. Salman Taş ve A.Vahap Alptekin yoldaşlarımız yaşama veda ettikten sonra göreve iade edilmiştir. Geciken adalet, adalet değildir. Red alan barış akademisyenleri beraat ve diğer Kamu emekçileri takipsizlik aldıkları halde hukuksuzluk devam etmektedir. Tam altı yıldır neredeyse her gün söylüyoruz, bir kez daha ifade edelim; bir oyalama aracı olarak kurulan, iktidara bağlı, iktidarın talimatlarıyla hareket eden OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu hukuk karşısında suç işliyor. Görevde kaldığı her gün suçu katlanarak büyüyor. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun çalışma tarzında olduğu gibi bu komisyonlarında da hangi tarihte, ne tür bilgi ve belgeleri incelediği, ne tür kanıtlara dayanıldığı, ‘kanıta’ dayalı değerlendirme sonucu üyelik mi, mensubiyet mi, iltisak mı, yoksa irtibat mı tespit edildiği belirtilmemektedir.Red edilen dosyalarda yasal sınırlar içinde faaliyet gösteren konfederasyonumuz, sendikalarımız, dernek ve diğer kurumların eylem ve etkinlikleri yasadışı gösterilerek katılmak suç imiş gibi gösterilmektedir.” şeklinde konuştu.
“Maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalı”
Sendikalarının bileşeni olduğu Emek ve Demokrasi Platformu eylem ve etkinliklerinin de aynı çerçevede ele alındığını söyleyen Sümbül, “Sendikal görevimiz gereği katıldığımız siyasi parti etkinlikleri de kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Bu eylem ve etkinliklere katılmak anayasal hakkımız olup, bundan sonra da sürecektir. Faaliyetlerimiz kamuoyu önünde ve yasal sınırlarda gerçekleşmekte olup ihraç gerekçesi yapılması hukuka aykırıdır. Aileleriyle birlikte yüz binlerce insanın, anayasal haklarının ellerinden alınarak açlık ve sefalete mahkûm ettirilerek, biat ettirilmeye çalışılması insanlık suçudur. Bu suça iktidar, OHAL Komisyonu üyeleri ve iktidarın ihtiyacına uygun raporlar hazırlayan yerel kamu idarecileri ortaktırlar. Bu nedenle buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir. Haklarında memuriyeti engelleyen herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerin iade edilmedir. Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır. Mağdur olan ihraç kamu emekçilerinin mağduriyet giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz kazanacağız, geri döneceğiz!” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir