25 Eylül 2022

‘SAĞLIKTA ŞİDDET SONA ERSİN’

NURDANE KARAKUŞ
Esenyurt Devlet Hastanesi’nde görevi başında katledilen sağlık emekçisi Tuğrul Okudan’a yapılan saldırıyı kınamak ve sağlıkta şiddetin son bulması için Mersin Tabip Odası, Birlik Ve Dayanışma Sendikası, Hekim Birliği HEKİMSEN, Genel Sağlık-iş MAHDER ve Ses Tabip-sen ortak basın açıklaması gerçekleştirdiler.
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi poliklinik giriş kapısı önünde basın açıklamasında ilk olarak konuşan Mersin Tabip Odası Oda Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır, “Esenyurt Devlet Hastanesi’nde görevi başında katledilen sağlık emekçisi Tuğrul Okudan’a yapılan saldırıyı nefretle kınıyor, ailesine ve tüm sağlık emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Sağlıkta şiddet tüm hızıyla devam ediyor ve ne hekim hekimliğini yapabiliyor, ne hemşire hemşireliğini, ne de diğer sağlık mensupları mesleklerini. Ülkede artan şiddet iklimi, bizlerin sadece çalışma koşullarını bozmakla kalmamış, can güvenliğimizi de ortadan kaldırmıştır. Şiddetin öngörülebilir ve önlenebilir toplumsal bir sorundur ve bütünlüklü politikalarla aşılabilinir. Son 18 yıldır uygulanan sağlık politikaları ile artık günde 30 civarında sağlık çalışanı şiddete uğruyor ve ne yazık ki ölümler bile artık sıradan vaka haline gelmiş durumda. Bizler bugüne değin defalarca uyarılarımızı yaptık, sağlıkta şiddet yasasının bir an önce çıkartılmasını istedik, sağlık hizmetinin kamusal bir hizmet haline dönüştürülmesi gerektiğini, bütçeden finanse edilmesi gerektiğini ve tedavi edici hizmetlerden ziyade koruyucu hizmetlerin geliştirilmesi gerektiğini, şiddete bulaşanların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Ancak bugüne değin sesimizi duyan olmadı, yetersiz düzenlemeler yapıldı.  Çünkü hükümetin kamusal bir sağlık hizmeti diye bir sorunu yok. Tüm bu gerçekler ışığında biz aşağıda imzası olan sağlık kurumları olarak gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını, TTB’nin önerdiği sağlıkta şiddet yasasının bir an önce çıkarılmasını, güvenceli ortamlarda görev yapmamızın sağlanmasını, kamusal bir koruyucu hekimlik sisteminin bir an önce yerleştirilmesini, birinci basamağın güçlendirilmesini talep ediyoruz.” dedi.
“Özlük hakkımız ısrarla görmezden geliniyor”
Üniversite Asistan Hekimleri adına konuşan Dr. Mahsun Kak ise, “Katledilen İstanbul Esenyurt Devlet Hastanesi güvenlik görevlisi Tuğrul Okudan’ı anıyoruz. Bizler, Türkiye’nin dört bir yanında görev yapmakta olan asistan hekimler olarak haklarımızı savunmak için ülke çapında üniversitelerde çalışan meslektaşlarımızla birlik olduk ve bu basın açıklamasını meslek örgütümüz ve sendikalarımızla birlikte tüm ülkede tek ses olarak yapma kararı aldık. Ağır çalışma ve eğitim şartları, can güvenliğimizin olmaması, 5 dakikada bir hasta bakma dayatmasıyla kalitesiz sağlık hizmeti verilmesi, 36 saatlik nöbetler, izinlerimizin verilmemesi, 30 gün/24 saat ücretsiz icap nöbetleri, malpraktis davalarında haksız ve orantısız rücular, normal mesainin yarısı kadar ücrete zorunlu nöbetler, adil olmayan ücret dağılımı ve emekliliğe yansıyan tek kalemde maaş verilmemesi gibi birçok özlük hakkımız ısrarla görmezden gelinmekte ve emeğimiz sömürülmektedir. Birçok sağlık çalışanı şiddet görmüş, birçok meslektaşımız canice ve onursuzca katledilmiştir. Dün canice öldürülen güvenlik görevlisi Tuğrul Okudan’ın ölüm haberini acı bir şekilde almış bulunmaktayız. Güvende hissetmiyoruz, her geçen gün artan şiddet karşısında çaresiz hissediyoruz. Ağır çalışma yükünden dolayı 36 nöbet sonrası yorgun bitap düşüp trafik kazası geçirerek yaşamdan kopan Dr. Rümeysa Berrin Şen‘i, işini yaparken katledilen Dr. Ekrem Karakaya’yı, Dr. Ersin Arslan’ı ve şiddete uğrayan hiçbir meslektaşımızı ve sağlık çalışanı arkadaşlarımızı unutmadık, unutmayacağız.” şeklinde konuştu.
“Birçok doktor branşının tek doktoru olduğu için 30 gün/24 saat icap nöbeti adı altında zorla çalıştırılıyor”
Yaklaşık 1 yıl önce hekimler ve sağlık çalışanları olarak son can kayıplarıyla da birlikte canlarına tak ettiğini, ülke çapında ayaklanıp ve seslerin daha gür sesle dile getirdiklerini hatırlatan Kak, “Bu süreçte artık sesimiz kısmen de olsa duyulmaya başlanmış ve özlük haklarımızda iyileştirmeler yapılacağı sözleri verilmişti. Yayınlanan yönetmeliklerle sağlıkta şiddet katalog suçlar arasına alınmış fakat caydırıcı olmadığını şiddetin hala devam etmesinden görmüş bulunuyoruz. Nöbet mesaisi ücretleri, tüm meslek gruplarında normal mesainin üzerindeyken bizde hala yarı ücrete devam ettirilmektedir. Birçok şehirde meslektaşlarımız branşının tek doktoru olduğu için 30 gün/24 saat icap nöbeti adı altında zorla çalıştırılmakta ve emekleri sömürülerek karşılığında 5 günlük çeyrek mesai ücreti verilmekte, 25 gün ücretsiz çalıştırılmaktadır. Ayrıca son yönetmelikle nöbet ertesi izin hakkı getirilmiştir. Bu nedenle de ücretleri kesilecek arkadaşlarımız birçok yerde kayıt dışı mesailerine devam ettirilecek ve bunun karşılığı ücret verilmeyecektir. Bu durumda bu konunun takipçisi olacak ve tüm haklarımızı kullanacağız.  12 Ağustosta emeğimizin karşılığı olarak Beyaz Reform olarak lanse edilen yönetmelik yayınlanmış, ekonomik haklarımızda kısmen iyileştirme yapılmıştır. Fakat hekimler gelir getiren ve getirmeyen olarak sınıflandırılmış, birçok gruba bölünmüş ve maaşımız tek kalemde verilmediği için emekliliğe yansımayan düzenlemeler yapılmıştır. Nitekim hali hazırda üniversitelerde görev yapan hekimler olarak bulunduğumuz iller hatta bölgelerde en zor vakalarla başetmeye, en ağır hastaları tedavi etmeye çalışmamıza rağmen de Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı olduğumuz gerekçesiyle kapsam dışı bırakılmıştı.  Bence tam 1 aydır her gün mağduriyetimizi iletmemize rağmen, 15 Eylül saat gece 5 sularında YÖK kapsamındaki üniversitelere de ek ödeme yönetmeliği çıkmıştır. Çıkan bu yönetmelik, 1 Ağustos 2022 tarihinden itibaren kapsayıcı olup, 1 aylık hak kaybı oluşturmuştur. Israrla karşı çıktığımız “gelir getirmeyen” tanımı burada da kullanılmış, ayrımcılığa devam edildiği görülmüştür. Katsayı farkı kaldırılmamış, mahsuplaşmanın kalktığı söylense de çıkan yönetmelikte mahsuplaşma kaldırılmamıştır.” ifadelerini kullandı.
“Meslektaşlarımızın aylık gelirleri asgari ücretin altında kalmış, emekleri sömürülmüştür”
“Teşvik adı altında sağlık emekçilerini yarışa sokan, aldığımız eğitim ve sunduğumuz sağlık hizmetini niteliksizleştiren bu yönetmelik, eğitimin ve nitelikli sağlık hizmetinin önemsendiği üniversitelerde gelir haksızlıklarına sebep olacak ya da niteliksizliğe yol açacaktır. Performansa dayalı teşvik sistemini reddediyoruz.” diyen Kak, “Yayınlanan yönetmeliğin tarafımıza yansımasının, taban ve teşvik ödemesinin dağılımının takipçisi olacağımızı belirtiriz. Bunun dışında,  yabancı uyruklu asistan hekim kadrosu altında bizimle birlikte eşit koşullarda çalışan meslektaşlarımızın aylık gelirleri asgari ücretin altında kalmış, emekleri sömürülmüştür. Sayıları 1500 civarında olan yabancı uyruklu asistan hekimler, özlük haklarıyla ilgili yapılan hiçbir iyileştirmelerden faydalanamamış, görmezden gelinmişlerdir. Yeni yönetmelik kapsamına alınıp alınmadıklarını takip edecek, daha fazla görmezden gelinmelerine sessiz kalmayacağız. Ayrıca intörn hekim arkadaşlarımız intern eğitiminin hekimlik meslek onuruna, mesleğimizin usta çırak ilişkisi ilkesine yakışmadığını düşünmekteler. İntern eğitiminin kendilerini Tıp doktoru olmaya hazırlamaktansa hastanenin tamamlayıcı ucuz iş gücü olarak görüldüklerini ve meslek hayatına dair çok ciddi kaygılar taşıdıklarını ifade ediyorlar. İntern hekimlik eğitiminde yaşanan birçok eğitim sıkıntısının yanında, bundan yaklaşık 2 ay önce verilen asgari ücret sözü de tutulmamış ve intern hekimlerin emeklerinin hastaneler tarafından sömürüsü sürdülmeye devam etmektedir. 1 Eylül 2022 tarihinde tüm bu özlük haklarımız için tüm ülkedeki meslektaşlarımız basın açıklaması yapmış, haklarımızı istediğimizi belirtmiştik. Özlük haklarımızın verilmesine ilk somut adım olarak 15 Eylül 2022 tarihine kadar diğer sağlık kurumlarında çalışan meslektaşlarımızla ayrıştırma yapmadan eşit miktarda ücret talebimizin karşılanmasıyla başlanmasını, aksi halde 15 ve 16 Eylül tarihlerinde iş bırakacağımızı bildirmiştik.  15 Eylül 2022 tarihinde YÖK için yayınlanan yönetmelikte hak kaybına uğradığımızı, ayrıştırmalara devam edildiğini görmekteyiz. Tüm bu nedenlerle tüm ülkede bugün ve yarın iş bırakılması kararı alınmıştır. İş bırakma kapsamına acil servis ve poliklinikleri, doğum salonu, elektif hariç ameliyatlar, COVID/Onkoloji/Hematoloji poliklinikleri ve tüm yatan hasta servis çalışanları dahil edilmemiştir. Bundan sonraki süreçlerde de hak arayan ve talepleri yeteri kadar karşılanmayan tüm sağlık emekçisi arkadaşlarımızın mücadelesini destekliyoruz ve dayanışma içinde olacağımızı, iş barışımıza sahip çıkacağımızı belirtiyoruz.  Taleplerimiz yerine getirilmediği takdirde belirli aralıklarla iş bırakma dahil tüm hak arayışlarımıza devam edeceğimizi ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi bildiririz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir