4 Ekim 2022

Eğitimciler Öğretmen Meslek Kanunu’nun iptal edilmesini istiyor ‘BU KANUN TEHLİKELİ!’

“Kanun zaten sözleşmeli, ücretli, kadrolu diye kategorize edilerek sömürülen öğretmenleri bu kez de uzman öğretmen, başöğretmen diye bölmeyi hedeflemektedir. Bu kanun tehlikelidir çünkü tahribatı sadece öğretmenlere değil tüm eğitim sistemine yönelik olacak.”

Haber / MUSTAFA ÖZCAN

Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası (Eğitim İş) Öğretmen Meslek Kanunu’nun iptal edilmesi ve seminer sınav süreçlerinin durdurulması için yurdun dört bir yanında alanlara indi. Mersin’de de Eğitim İş Mersin Şubesi’nin çağrısıyla Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen eğitimciler, kanunun öğretmenleri ayrıştıracağını söyleyerek, kanunun geri çekilmesini talep etti. Eylemde konuşan Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, “20 yıldır öğretmenliğe sistematik olarak itibar suikastı düzenleyen, haklarını gasp edenlerin bu kez hakaret niteliğindeki sözde meslek kanunuyla en büyük saldırıyı yapmaya girişmiştir. Öğretmene danışılmaya bile lütfedilmeden, kuytu köşelerde yandaş sendikadan olur alınarak, Saray’dan inme biçimde hayatımıza sokulan Öğretmenlik Meslek Kanunu, bizlerin sorunlarını iyileştirmek bir yana dursun; omzumuzdaki yükleri ağırlaştıracak ve mesleğimizi itibarsızlaştıracaktır.” dedi.
“Bu kanun hukuksuzdur”
İktidarın torba yasalardan da aşina olunan bir taktikle, bu meslek kanununda da en büyük felaketleri en parlak paketlerle sarmalama yöntemine gittiğini ifade Tekin, “Öğretmene müjde olarak sunulan meslek kanununun aslında ne olduğunun sendikalar tarafından ilk günden beri en gür şekilde anlatılmaktadır. Bu kanun hukuksuzdur.
Çünkü öğretmenliğin bir uzmanlık mesleği olduğunun altını çizen ilgili yasalarla çelişmektedir. Çünkü her öğretmen uzmandır ve uzmanlık belgesi de diplomasıdır. Hayata geçerse eşit işe eşit ücret ilkesi okullarda tamamen tarihe karışacaktır. Hukukun temel ilkeleri gereğince kazanılmış haklar geri alınamaz. Nasıl bir gecede mühendislere artık teknikersiniz denemiyorsa, öğretmenlere de artık uzman değilsiniz denemez! Bu kanun adaletsizdir. Kanun zaten sözleşmeli, ücretli, kadrolu diye kategorize edilerek sömürülen öğretmenleri bu kez de uzman öğretmen, başöğretmen diye bölmeyi hedeflemektedir. Bu kanun tehlikelidir çünkü tahribatı sadece öğretmenlere değil tüm eğitim sistemine yönelik olacaktır. Öğrenciler ve veliler dahi, hangi unvana sahip öğretmenlerin sınıfında eğitim gördüğüne göre ayrışacaktır. Buradan suni bir rekabet ve muhtemeldir ki tıpkı bağış adı altında toplanan kayıt paraları gibi, illegal bir ekonomi doğacaktır. Bu kanun hadsizdir çünkü her şeyden önce bu ülkenin bir tane Başöğretmeni olduğu ve bizim muradımızın da O Başöğretmen’in unvanını paylaşmak değil O’nun mirasına sahip çıkmak olduğu gerçeğini hiçe saymaktadır.” şeklinde konuştu.
“Öğretmenlerin yeni unvanlara değil insanlık onuruna yaraşır bir ücretle çalışmaya ihtiyacı vardır”
Eğitimci bile değilken Milli Eğitim Bakanı olmayı kabul etmiş, en yakın kadrolarına tahsili alakasız
insanları atamış bir zatın, öğretmenin “yeterliliğine” dair ahkam kesmesinin kabul edilemez olduğunu savunan Tekin, “Öğretmenin eve boynu bükük, sınıfa düşünceli bir şekilde girmemeye ihtiyacı vardır. Milli Eğitim Bakanı’nın itiraf ettiği üzere, yandaş sendikanın “sınavsız olmasın” diye akıl verdiği bu meslek kanununa karşı sendikamız ilk günden beri itirazı en güçlü örgütleyen adres olmuştur. Tüm eğitim sendikalarına çağrı yaptık, Meclis’te kanun görüşülürken “öğretmene parmak sallanmayacağını en net biçimde anlattık, MEB’in telefonlarını, maillerini raporlarımızla kilitledik, defalarca basın açıklama yaptık şimdi bu kanun bala durmuyorsa bilinsin ki biz de durmuyoruz. Bugün itibariyle Türkiye genelinde tüm şube ve temsilciliklerimize “Öğretmene saygı yazılı pankartlarımızı astık. Pankartlarımız bu utanç tablosu ortadan kalkıncaya dek asılı kalacak. 1 Eylül’de sendikal olarak tarihi önderimiz olan Fakir Baykurt’un Burdur Yeşilova’daki köyünde, sendikamızın onun adına yaptırdığı rölyefin önünde, Genel Başkanımız, MYK delegelerimiz ve çevre illerdeki şube ve temsilciliklerinin katılımıyla düzenleyeceğimiz kitlesel basın açıklamamızla mücadelemize hız vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Kitlesel eylemler düzenleyeceğiz”
Daha kanun ilk gündeme geldiği gün yaktığıkları mücadele ateşini büyüteceklerini belirten Tekin, “Mücadele onderimiz Fakir Baykur’un dediği gibi yalvarmayıp ders verecek, genel başkanımızın dediği gibi öğretmene parmak sallanmayacağım göstereceğiz! 2 Eylül’de İzmir de 3 Eylül’de İstanbul’da, 5 Eylül’de Samsun’da, 7 Eylül’de Diyarbakır’da yine Genel Başkanımız ve MYK ile çevre illerdeki şube ve temsilciliklerimizin katılımıyla kitlesel eylemler düzenleyeceğiz. 9 Eylül’de kitlesel olarak Anıtkabir’e yürüyecek, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’e saygı ziyaretinde bulunacağız. Cumhuriyet kavramlarının içini boşaltma gayretindekilere, bu ülkenin sadece bir tane Başöğretmeni olduğunu göstereceğiz! Yine 9 Eylül’de Milli Eğitim Bakanlığı önünde kitlesel bir basın açıklaması yapacak, hakaret niteliğindeki bu meslek kanununu kabul etmeyeceğimizi yüzlerine haykıracağız! Çalışma alanımız olan okulları da mücadelemizin bir parçası haline getireceğiz. 5-9 Eylül arasında tüm üyelerimiz okullara “mesleğimiz onurumuzdur” yazan kokartlarla gidecek ve yine aynı tarihler arasında düzenlenecek olan öğretmenler kurul toplantılarında meslek kanununa karşı bir metin okunup tutanaklara geçirilecek. 12-16 Eylül arasında ise öğretmenlerimiz okullarına “Her öğretmen uzmandir” yazan kokartlarla gidecek. Mesleğimize hakaret, emeğimize saldırı niteliğindeki bu meslek kanunu geri çekilmedikçe ya da biz eğitim emekçilerinin talepleri doğrultusunda yeniden düzenlenmedikçe, mücadelemizin yoğunluğunu artırmaktan da üretimden gelen gücümle kullanmaktan da geri durmayacağız! Unutulmasın ki bu, sadece öğretmenlik için verilen bir mücadele değildir. Öğretmenin itibar olmadığı bir eğitim sisteminin itibar olamaz. O yüzden çocuğu için itibarlı bir eğitim, ülkesi için itibarla bir eğitim sistemi isteyen tüm yurttaşlar truva atını aratmayan bu meslek kanununa karşı verdiğimiz mücadelemize desteğe davet ediyoruz. Hayatımıza sokulan o garabet öğretmenlik meslek kanunu değil ögretmenlik mesleğini bitirme kanunudur. Öğretmenlik biterse gelecek biter. Kanunun dayattığı bu sınavların adında “yeterlilik” kelimesinin kullanılması bile öğretmene üsten bakışın bir göstergesidir. Başöğretmen Atatürk’ün gelecek nesilleri emanet edecek kadar güvendiği öğretmenlerin yeterlilik adı altında ezberlerini ölçmeye çalışmaktadır. Öğretmenlerin yeni unvanlara değil, insanlık onuruna yaraşır bir ücretle çalışmaya, liyakatsizce atanan yöneticilerin mobbinglerinden ve keyfi soruşturmalarından kurtulmaya, Anayasal bir hak olan güvenceli istihdama erişmeye, uydurulmuş kriterlere değil kıdeme göre ücret artışı almaya, öğrencilerini iktidarın sırtını sıvazladığı tarikatların elinden almaya ihtiyacı vardır.” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir