PENCEREMDEN: İSVEÇ İLE FİNLANDİYA DA ARTIK NATO KAFESİNDE… -1

Geçtiğimiz Haziran ayı sonunda Madrid’de gerçekleştirilen NATO  zirvesinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya alınması resmen kabul edildi.
Çıkartılan Ukrayna-Rusya Savaşı ile NATO’ya girmekte ayak sürüyen İsveç ve Finlandiya halkları ile yanısıra, NATO içinde özerkliğin temsilcisi Merkel’den sonra basiretli lider sıkıntısı çeken Almanya ve diğer Avrupa halklarını silahlanma bütçelerinin artırılması konusunda ikna edildiler.
Anglo NATO Ukrayna’yı kışkırtıp, Aslan’nın önüne atarak amacına ‘Öcü geliyor’ korkutması ile başarıyla gerçekleştirildi.
Tıpkı, ikinci Dünya savaşı sonrası, Lenin’le, Mustafa Kemal arasında emperyalizme karşı ‘jeostratejik tarihi barışın tarihi önemini kavrayamayan diktatör Stalin’in, ikinci Dünya savaşı sonrası Kars ve Ardahan’ı geri istemesiyle, Rusya’ya karşı müttefik arayan Türkiye’nin, Kore’de kan bedeli ödeyerek NATO kafesine koşa koşa girmesi gibi..!
ABD’li psikolog, Abraham Moslow’un ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisi beş basamaktan oluşur. İnsanoğlu ömrü boyunca enalttan(fizyolojik ihtiyaçlar) başlayarak en üste(kendini gerçekleştirme) doğru çaba içinde olur. İkinci sırada “güvenlik ihtiyacı” vardır.
Emperyal devletler, bu pramide göre toplumları ve kişileri analiz ederek, neye ihtiyacı varsa oradan cazip öneriler, baskılar ve provakatif eylemler uygulayarak hedefleri doğrultusunda ikna etmeye veya yönlendirmeye çalışırlar.
Daha önceki yazılarımda değindiğim gibi, Ukrayna krizi ve savaşı göstermiştir ki, tek kutuplu garnizon devletler düzenine, Doğu’dan (Rusya ve Çin’den) çok güçlü itiraz gelmiştir.
Neoliberal Ekonomik Sömürü düzeninin patronları, garnizon devletlerin sayısını artırarak Dünya Tek Kutuplu Dünya’dan(TKD), Çok Kutuplu Dünya’ya (ÇKD)evrilmenin önüne geçmek istemektedirler.
Bunun yolu da, Baltık denizinden Güney Kıbrıs, İsrail’i NATO’ya almak, Orta Doğu’da YPG ve Kuzey Irak , Suudi Arabistan’da İsrail, Arap-Kürt NATO’su ile Çin’nin güneyinde AUKUS projesiyle, NATO Zirvesine davet edilen Avustralya ve Yeni Zelanda, Güney Kore, Japonya’yı da içine alan Güney Asya NATO ‘su oluşturmak çabaları artık netleşmiştir.
Ancak Dünya halkları, Irak’ta Suriye’de Afganistan’da, , COVİD-19 ölümleri ve aşı krizi ile Ukrayna savaşında izlenen politikalarıyla görmüştür ki, tek kutuplu Dünya’nın ve onun -altta kalanın canı çıksın-  neo liberal sömürü sistemi, Dünya tarihinin belki en büyük insanlık zulmünü ve toplu ölümlerini yaşatmıştır.
TÜRKİYE NEDEN İTİRAZ ETTİ, NEDEN KABUL ETTİ?
Türkiye, yıllardan beri mücadele ettiği ve NATO’nun tüm belgelerinde terör örgütü olarak kabul ettirdiği, asker, mühendis, doktor, öğretmen çoluk çocuk, onbinlerce yurttaşını öldüren PKK’ya karşı yürüttüğü meşru mücadelesinde PKK’ya aktif destek veren İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine haklı olarak itiraz etmişti.
Ancak, NATO zirvesinde ne olduysa oldu, İsveç ve Finlandiya girişine onay veridi. Ancak daha sonra yapılan açıklamalardan, Türkiye’ye somut adımlar yerine, kağıt üzerinde kalacak kuru sözler verilerek ikna edildiği izlenimi ortaya çıktı.
Tıpkı Yunanistan’nın tekrar NATO’ya girmesinde darbeci tek adam Kenan Evren’e General Rogers’ın sözde asker sözü verdiği gibi.
Oysa şimdi Yunanistan, hem AB’yi, hem NATO’yu arkasına alarak, Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’yi Anadolu’ya hapsetmeye çalışıyor. (Devam Edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir