‘Haklarımızı bize siz vermediniz siz alamayacaksınız’

NURDANE KARAKUŞ
Mersin’de sokağa çıkan kadınlar yaptıkları açıklamalar ile İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya devam edeceklerini belirtti. Mersin Kadın Platformu, Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını iptaline yönelik verdiği ret kararına tepki gösterdi.
“Yaşamlarımız için mücadele etmeye, sokak sokak örgütlenmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni her koşulda savunmaya devam edeceğiz. Haklarımızı bize siz vermediniz, siz alamayacaksınız. İstanbul Sözleşmesi bizimdir, vazgeçmiyoruz!” diyen kadınlar adına açıklamayı yapan Melisa Açıkbaş, “Danıştay 10. Dairesi İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini reddetti. Biz kadınlar, tek bir adamın verdiği bu kararı tanımadığımızı karar açıklandığı günden itibaren sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde, üniversitelerde, bulunduğumuz her yerde haykırdık. Birçok kurum tarafından karara karşı itiraz edildi ve mücadelemizi sürdürdük. Verilen karar iktidar tarafından gerçekleştirilen kadın düşmanı bir hamle.” dedi.
“İhmalleriniz yüzünden kaybettiğimiz kız kardeşlerimizi çok iyi biliyoruz”
Bu kararla Danıştayın, tek adam iktidarının meclisi devre dışı bırakarak istediği her kararı alabileceğini, istediği her uluslararası sözleşmeden kafasına göre çekilebileceğini gösterdiğini vurgulayan Açıkbaş, “Bu sebeptendir ki bizler nezdinde, kadınlar nezdinde, toplum nezdinde bu kararın hiçbir meşruiyeti yoktur, kabul etmiyoruz. Sizler bu kararları vererek kadın cinayetlerinin faili olduğunuzu, her gün yaşadığımız tacizin, tecavüzün, erkek şiddetinin destekleyeni olduğunuzu bizlere tekrar gösterdiniz. İstanbul Sözleşmesi feshedildiğinden beri katillerin ne denli cesaret aldığını, mahkemelerde çıkıp “İstanbul Sözleşmesi iyi ki feshedildi” diyen katil Cemal Metin Avcı’dan biliyoruz. Yine Pınar Gültekin davasında katile haksız tahrik indirimi verilmesinden biliyoruz. Deniz Poyraz’ın katilinin polis tarafından abicim diyerek korunmasından, 1 senede mahkemede bir arpa boyu yol alınmamasından biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırdık ama bizim iç hukukumuz kadına şiddeti önlemeye yeterli diyip yaptıklarınızı, ihmalleriniz yüzünden kaybettiğimiz kız kardeşlerimizi çok iyi biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, Fatma Altınmakas aramızda olacaktı. Uğradığı cinsel saldırıyı ve şiddeti kendi anadilinde, Kürtçe ifade etmek isteyen Fatma için tercüman sağlanmadı. Oysaki İstanbul Sözleşmesi tüm kadınların ve ev içi şiddete uğrayanların anadilinde şikayetçi olabilme, kendini anlatabilme hakkını koruyan bir sözleşmeydi. O yüzden Fatma’ya tecavüz eden Sinan Altınmakas ve öldüren Kazım Altınmakas kadar sizler de failsiniz.” şeklinde konuştu.
“Kadın sığınma evi açılmıyor hatta var olanları bir bir kapatılıyor”
Gülistan Doku’nun 927 gündür kayıp olduğunu ve faili Zaynal Abakarov’un 927 gündür korunduğunu iddia eden Açıkbaş,  İpek Er’e tecavüz edip intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan İçişleri Bakanı soylu tarafından kollanıyor. Erkeklerin tecavüz edip katledip, devlet tarafından nasıl aklandığını görüyoruz ve kabul etmiyoruz. Faillerden de erkek devletten de hesap soruyoruz. Siyasi iktidar kadınlara, LBGTİ+‘lara, çocuklara savaş açtığını her gün LGBTİ+ düşmanlığı bizzat Cumhurbaşkanı başta olmak üzere devletin tüm birimleri tarafından körükleniyor. LGBTİ +’lar hedef gösteriliyor. Onur Yürüyüş’lerinde ve 8 Mart’larda önümüze dikilip işkence ile bizleri durdurmaya çalışanlar katillerin doğrudan destekleyicisi olduğu gibi bizzat faillerin de kendisidir. Alsancak’ta yaşayan trans kadınların, evlerinin sokağına adım attıklarında dahi gördükleri şiddet ve işkence siz İstanbul Sözleşmesi’ni feshedenlerin eseridir. Çocuk istismarının her geçen gün artması istismar faillerinin bana bir şey olmaz diyerek sahip oldukları cesaret sizlerin eseridir. Kabul etmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan vazgeçmiyoruz. İhtiyaç olmasına rağmen kadın sığınma evi açmayan, hatta var olanları bir bir kapatan, kadınları aile içi şiddete mahkum etmek isteyen, şiddete boyun eğmeyip gittiğimiz karakollardan bizleri evlere gönderen bir iktidar bulunmaktadır. Bizleri yoksullukla, şiddetle, tacizle cezalandırmaya, haklarımızdan vazgeçmeye zorlamanızı kabul etmiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Her bir kadının isyanıyla buradayız”
Kadınların yaşamlarının korunaklı adliye salonlarından, saraylardan verilen kararlara bağlı olmayacağını belirten Açıkbaş, “Mücadelemizden, ısrarımızdan, inadımızdan asla vazgeçmiyoruz. Katillere verdiğiniz göstermelik cezaları, bize layık gördüğünüz şiddet dolu evleri kabul etmiyoruz. Sözde kutsal aile kurumunu ön plana çıkararak yaşadığımız şiddeti gölgelemenize, LGBTİ’lara yönelik sistemli bir şekilde zbüyüttüğünüz nefret politikalarına itaat deği isyan ediyoruz! Yaşamını savunmak için özsavunma uygulayan Çilem’i, sokakta yürürken samuray kılıcıyla katledilen Başak Cengiz’i, katillerini türlü oyunlarla aklamaya çalıştığınız Şule Çet’i, ölmek istemiyorum çığlıklarını duyduğumuz Emine Bulut’u unutmuyoruz. Katledilmesine izin verdiğiniz, koruma sağlamadığınız, katillerini ödüllendirdiğiniz her bir kadının isyanıyla buradayız. Yaşamlarımız için mücadele etmeye, sokak sokak örgütlenmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni her koşulda savunmaya devam edeceğiz. Haklarımızı bize siz vermediniz, siz alamayacaksınız. Yaşasın kadın dayanışması, İstanbul Sözleşmesi bizimdir!” diyerek sözlerini tamamladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir