Türkiye’de genç olmak: HAYAT VE UMUT

Karanlığa aldanma bir mum yak, umutlarını bir çiçek gibi saksıya dik ve onu her gün sula.
“Çiçek yetiştirenler bilir.
Eğer bir yaprak hastaysa sadece ona odaklanmak tüm çiçeği öldürür. O yaprağı koparmanız gerekir.”
Hayat da böyle.
İşte bu hayatın olumsuzluklarını görmezden gelmezsen, varacağın yer kendi karanlığın olur.
Aydınlanman için sana kimse bir mum yakmaz.
Sen kendi dünyanı aydınlatmak istiyorsan gayret göstermen gerekir.
Kimse senin karanlığında kaybolmayacak.
Hayat bu.
Düştüğünde kalkacaksın ama düşmene, yanılmana üzülmek yerine kalkışını zafer sayacaksın.
“Umudunu yitirme cebindeki son anahtar belki de kilidi açacaktır.”
Şer gördüğün şeylerde hayırı buldukça olumsuzluklarından feragat edersin.
Umut sana gelmez sen umuda koşmalısın.
Gecenin ardından gelen sabaha sevin.
Yağan yağmurdan sonra çıkan gökkuşağına varana kadar sevinecek o kadar çok güzel şey varken, olumsuzlukta, umutsuzlukta kaybolma.
Belki de umut yarındadır.
Belki de bir saat sonradır.
Elbette ki umut var.
Sen nefes aldıkça bu hiç son bulmayacak.
Önemli olan kaybolmamak, kaybolursan seni sen bile bulamazsın!
O zaman umutsuzluk bir zehir gibi yavaş yavaş bünyeni, ruhunu esir alır.
İnsan kendi kendinin umudu olmalı, nedenlere takılmadan güzel sonuçlar görmeli.
Sen her sabah uyandığında umutlarını da uyandır.
Her yeni güne umutlarınla başla. İnan bu sana çok iyi gelecek.
Umutsuzluk ruhu öldürür, yaşayan sadece bedenin olur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir