SOHBET KÖŞESİ: KEREM İLE ASLI HİKÂYESİ ÜZERİNE…

İstanbul’da Üniversite’de okuyan ve ailesini yakından tanıdığım Anamurlu bir öğrenci Kurban Bayramını Anamur’da geçirmek ve bir konuda araştırma yapmak üzere Kurban Bayramı nedeniyle Anamur’a gelmişti.
Araştırmasının konusu; Kerem ile Aslı  hikâyesinin yörede yaygın şekli…
Sadece yazmak değil, sesli anlatım da istiyor…
Kaynak kişi hakkında da bilgi…
Edebiyat fakültesinde okuyor…
Ben söyledim o yazdı… Ben konuştum o teybe aldı…
Faydalı olup olmadığını bilmiyorum ama meğer Kerem ve Aslı şarkılarımıza da konu olmuş…
Bugün Anamur’da şehir merkezine giderken Radyo’da Kerem ile Aslıyı da içine alan bir şarkı dinledim.
Üniversite öğrencisine verdiğim bilgileri sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Kerem ile Aslı, Orta Asya’dan Balkanlara kadar uzanan geniş bir alanda söylenen yaygın bir halk hikâyesidir.
Bu hikâye; Tasavvuf ve fantastik öğelerle zenginleştirilmiştir.
Hikâyede insanın alın yazısının değiştirilemeyeceği görüşü hâkimdir.
Hikâye; On altıncı yüzyılda ortaya çıkmıştır.
Türk folklorunun en lirik ve seçkin örneklerindendir.
Hikâyeye göre: Kerem, İsfahan şahlarından birinin oğlu olan Ahmet Mirza’dır. Aslı ise, Hazine nazırı Ermeni kesişinin kızı olan Kara Sultan’dır.
Ahmet Mirza ile Kara Sultan’ın babaları aslında bu yuvanın kurulmasını istemektedir.
Ermeni Keşiş son anda kararından vaz geçer.
15 yaşına gelinceye kadar birbirini görmeyen gençler birbiriyle tanışınca Ahmet Mirza, Kara Sultan’a aşık olur.
Kızın babası bu evliliğe karşı çıkar.
Ahmet Mirza yemeden içmeden kesilir.
Hikâye bu ya; düşünde aşk şarabını içip hak aşığı olur. Uyanınca şiirler söylemeye başlar.
Kız’a Aslı, kendine de Kerem adını verirler.
Baba yine kız istemeye gider.
Din ayrılığı nedeniyle Keşiş kızını vermez ve Aslı’yı kaçırır.
Kerem yollara düşer. Elinde sazı köy-köy dolaşır. Sonunda Aslı’yı bulur.
Aslı Müslüman olur.
Kızın babası nihayet bu evliliğe razı olur.
Ancak yine hikaye bu ya kızına sihirli bir elbise giydirir. Gerdek gecesi bu elbiseyi çıkarmak isteyen Kerem, düğmeleri çözdükçe yeniden iliklenen elbiseyi Aslı’nın üzerinden çıkaramaz.
Tan yeri ağarırken Kerem, yürekten bir “ah” çeker ve bu ah ile ağzından çıkan alevle yanıp kül olur.
Hikâyeye göre Aslı, Kerem’in küllerinin başında 40 gün bekler. Kırkıncı gün Kerem’in dağılan küllerini saçını süpürge yaparak toplarken Aslı da yanar. Külleri Keremin küllerine karışır.
Öğrenciye verdiğim hikâye bu kadar…
19’uncu yüzyılda Kerem ile Aslı hikâyeleri kitap haline getirilmeye başlanmıştır.
1386’da İstanbul’da basılan hikâye kitabı Türkiye’de basılan ilk hikâye kitabıdır.
Kerem ve Aslı’nın yaşadığı ağırlık kazanmaktadır.
Hayatları ise halk hikâyesi olarak tiyatro, sinema, opera ve resimlere konu olmuştur.
Hoşça kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir