GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE İNANDIKLARINI YAŞAMAK…

Son aylarda başta ABD ve Yunanistan olmak üzere bir çok ülke Türkiye’miz aleyhine akla hayale gelmedik yalan yanlış haberler üretmekteler…
İşin ilginç yönü Türkiye’miz  içerisinde başta bazı muhalefet parti yöneticileri olmak üzere bazı milletvekillerinin devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü yok edecek şekilde bu ülkelere destek olacak söylemlerine şahit olmaktayız…
Anayasamızda düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti vardır.
Anayasamıza göre: Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Ancak bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlıdır.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenmektedir
Bugün üzerinde en çok tartışılan konulardan biri ifade özgürlüğü ,fikir ve inanç hürriyetidir.
İfade özgürlüğü devlet aleyhine işlenen suçlar şeklinde olmamalıdır…
Fikir ve inanç hürriyeti; Hayat hakkı gibi, mülkiyet hakkı gibi, insanın insan olarak sahip bulunduğu temel hak ve hürriyetlerdendir.
Bazı kimseler İslamın insan hak ve hukukuna saygı göstermediğini, İslamda fikir ve inanç hürriyeti olmadığını iddia ederler.
İslam akıl ve hürriyete değer veren bir dindir.
İslamiyet fikir ve İnanç hürriyetini teminat altına almıştır.
İnanç hürriyeti; İnsanın inancında, dininde hür olması demektir.
Bu konudaki ayetlerden bazıları şunlardır:
“- Dinde zorlama yoktur”
“- Ya Muhammed Sana düşen sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer”
“- Eğer Rabbin dileseydi, Yeryüzündeki insanların hepsi iman ederlerdi. Böyle iken sen, hepsi mü’min olsunlar diye insanları zorlayıp duracak mısınız?
“- Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim ibadet ettiğime kulluk etmezsiniz. O halde sizin dininiz size, benim dinim bana”
Şu Hadis-i Şerif İslâmiyet’te Müslüman olmayanlara ve onların inançlarına gösterilen müsamahanın bir örneğidir:
“- Sizden herhangi biriniz gayr-ı Müslim tebaadan birine zulüm
ederseniz, biliniz ki ben zulmedilen o kimse tarafında olacağım”.
Hz. Peygamber bütün tatbikatında, ayrı dinden insanların inanç ve ibadetlerine müsamaha göstermiştir.
Hudeybiye Muahedesinde müşriklerin ileri sürdükleri şartları anlayışla karşılamış, Hayberin fethinde ganimet olarak ele geçirilen “Tevrat” nüshalarını sahiplerine iade etmiş, ibadet edenlere, rahip ve zahitlere dokunulmamasını emretmiş, fethedilen topraklarda yaşayan gayri Müslimleri inanç ve ibadetlerinde serbest bırakmıştır
Kudüs’ün fethinden sonra yerli halk ayin ve ibadetlerinde tamamen serbest bırakılmışlardır.
İstanbul’un fethinden sonra ise yerli Hıristiyan halka pek çok imtiyazlar tanınmıştır.
Bu imtiyazlara göre; Başta patrik olmak üzere, bütün piskopos, papaz ve sinod meclisi azaları, her türlü taarruzdan korunmuştu.
Patrik, düşmanlarına karşı devletin himayesine girmişti.
Bütün ruhaniler her türlü vergiden muaf tutulmuştu.
Ortodoks kilisesi, kendi nizam ve kanunlarına göre idare edilmişti.
Patrikhanenin Sinod Meclisi; Kilise ve Cemaat bütçelerini tanzim ve idare etmişti.
Nikah, defin, vasiyet ve miras muameleleri, kilise kanunlarına göre Patrikhane tarafından ifa edilmişti.
Kilise, Hristiyan cemaat arasında ortaya çıkacak hırsızlık, gasp, dolandırıcılık gibi suçları da yargılamış bu gibi suçlara ancak kilisenin tayin ettiği yaptırımlar uygulanmıştı.
Hiç bir Kiliseye dokunulmamıştı.
Hristiyan halk normal bir vergi dışında: hiçbir mükellefiyetle yükümlü olmamışlardır.
Bu örneklere Hristiyan dünyasında bugün bile ulaşılabilmiş değildir..
Engizisyon işkenceleri, kanlı mezhep kavgaları, ondokuzuncu yüzyılda Avrupa’nın ufkunu karartmıştı..
Bunu batılı yazarlar itiraf etmişlerdir.
Buna dair bazı örnekler şunlardır;
“ Hz. Muhammed, Rahipleri öldürmekten menetti. Zira onlar dua; eden insanlardı. Halife Ömer Kudüs’ü aldığı zaman Hıristiyanlara hiçbir fenalık yapmadı. Haçlılar Kudüs’e hakim oldukları zaman ise, bütün Müslümanları katlettiler. Yahudileri ateşte yaktılar” (George Reaire)
Hıristiyan milletler, dinî hoşgörüyü Müslümanlardan ğrenmişlerdir.” (Michoud)
” Kur’anın yayılmasında kuvvetin hiçbir tesiri olmamıştır. Zira Müslümanlar mağlup milletleri dinlerinde serbest bırakmışlardır. Eğer Hıristiyan milletler İslâmiyeti kabul etmişlerse, bunun sebebi, Müslümanların, kendilerine karşı, eski hükümdarlarından daha adil ve müsamahalı davranmalarıdır” (Gustave Le Bon)
Batılı yazarların fikir ve inanç hürriyetiyle ilgili daha pek çok sözleri vardır.
Bu sözlerin ağırlık noktası İslamiyet’in ortaya koyduğu fikir ve inanç hürriyetinin varlığı ile ilgili…
Hoşça kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir