HÜSEYİN KARA – KÖŞEGEN: ORADA BÜYÜK BİR KÖY VAR UZAKTA!

Ulusal bilinç ve kimliğin kendine yer bulduğu alanlardan biri de şehirlerimizdir.
Şehirler, insanın kendi hayatını düzenlemek üzere yarattığı ve sonrasında etkisinde kaldığı en önemli yaşam alanlarından biridir.
Türk şehircilik geleneğinde insan ve şehir adeta iç içe geçmiş kavramlardır.
İnsan mekânın ruhunu kendi deneyimleri ile üretir ve bu anlamda kolektif bellek mekânda nesnelleşir.
Hacı Bayram-ı Veli, insan ve şehir arasındaki münasebeti şu dörtlükle en veciz şekilde özetlemektedir:
“Nagehan bir şehre vardım, onu ben yapılır gördüm.
Ben dahi bile yapıldım, taş ve toprak arasında”.
Bu sözden hareketle, insanın yaşadığı çevre ve içinde bulunduğu yaşam alanı arasında büyük bir iletişim ve etkileşimden bahsetmek mümkündür.
İnsanoğlu önce şehri inşa eder, ona ruh katar ve sonrasında da o şehrin ruhuyla özdeş hale gelir.
Dolayısıyla şehircilik anlayışında her şehrin kendine özgü bir kimliği vardır.
Peki, Mersin?
Güneyin güzide şehri Mersin’imiz kendi kimliğini bulabildi mi?
Hem şehirleşme anlamında hem de ekonomik ve sosyal anlamda kimlik karmaşası yaşayan ergen bir şehir Mersin!
Çevresindeki şehirler kimliklerini bulmuş ve ciddi anlamda varlık gösterirken şehrimiz bir bunalım içinde..!
Soruyorum!
Tarım şehri mi?
Hayır! Antalya bu alanda başı çekiyor.
Turizm şehri mi?
Hayır! Antalya ve Ege kentleri başı çekiyor.
Sanayi şehri mi?
Hayır! Adana ve Gaziantep başı çekiyor.
Ticaret şehri mi?
Hayır! Adana ve Gaziantep başı çekiyor.
Yoksa hepsinden azar azar olup ama hiçbir alanda tam olarak karakterize olamamış bir şehir mi?
Evet!
Havaalanı?
Yok! Çevresindeki şehirlerin hepsinde var.
Metro ve şehir içi raylı sistem?
Yok! Çevresindeki şehirlerin hepsinde var.
Battı-Çıktı?
Yeni yeni! Çevresindeki şehirler uzun yıllardır aktif olarak kullanıyor.
Liman ve Serbest Bölge?
İstenilen düzeyde değil! Daha etkili ve efektif kullanılabilir.
Başka ne ekleriz?
Sosyal dokusu farklı din, inanç, mezhep, ırkları bir arada barındıran kozmopolit bir yapı.
Farklı ülkelerden ciddi anlamda göçmenin geldiği özellikle şehrin doğu bölgelerinin sosyo-ekonomik olarak alt düzeyde kaldığı, kuzey ve batı bölgelerin ise daha düzenli ve planlı olduğu bir yapı ortaya çıkmakta.
Sonuç olarak başta şehrimizin siyasi isimleri (parti fark etmeksizin), yerel yöneticileri, sivil toplum örgütleri, medya dünyası, iş insanları bir araya gelmeli geniş çaplı bir katılımla şehrimize bir kimlik kazandırma noktasında görüşmeler yaparak sağlam ve kararlı adımlar atılmalıdır.
Yoksa bu kimliğini bulamayan şehrimiz Cem Yılmaz’ın dediği gibi;
“Little little, into the middle” (Ortaya karışık) olmaya devam edecektir..!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir