GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: 19 MAYIS BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ: GENÇLERİN YETİŞTİRİLMESİNDE ANNE-BABANIN ROLÜ…

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını bütün yurtta, dış temsilciliklerimizde büyük bir coşkuyla kutladık…
Ülkemize sahip çıkacak pırıl pırıl bir gençlik geliyor…
Yüzleri gülen, vatansever bir gençlik..
Gençlerimizin yetiştirilmesinde anne babaya büyük görevler düşüyor….
Türkiye; Stratejik bir coğrafya üzerinde doğu-batı arasında adeta bir köprü durumundadır.
Osmanlı devletinin yıkılmaya yüz tuttuğu dönemlerde köklü bir kültür değişimi geçirmiş, Osmanlı devletinin yıkılmasıyla birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti toplumunun yapısı değişmiş, aile kurumları da bu değişikliklerden etkilenmiştir.
Cemiyetin temeli aile’dir.
Cemiyet içerisinde aileleri korumaya yönelik tedbirler, aslında cemiyeti korumaya yönelik tedbirlerdir.
Aile; Karşılıklı menfaate dayalı bir müessese değildir.
Geleneksel Türk aile yapısının ahlakî, manevî, sosyolojik sağlam temelleri vardır.
Son yıllarda çarpık şehirleşme sebebiyle ananevi aile yapısı çözülmeye başlamıştır.
Geçim sıkıntısına çare olarak kadın emeği iş piyasasına sürülmüş, bunun aile içerisinde ortaya çıkaracağı problemlerin çaresi düşünülmemiştir.
Batıda kadın emeği iş piyasasının içindedir.
Ancak ortaya çıkan boşluğu dolduracak tedbirler de alınmıştır.
Türkiye’de kadını destekleyici tedbirler alınmadan kadın; evi, çocukları ve iş yeri arasında adeta ikiye, üçe bölünmüştür.
Bu durum aile içerisinde “Anne” otoritesini sarsıntıya uğratmıştır.
Anne otoritesi sarsıntıya uğrayınca eş ve çocukların aile içerisindeki rolleri de olumsuz yönde etkilenmiştir.
Aile; Toplumun temelidir.
Ailede başlayan çözülme kısa zamanda topluma akseder.
Son yıllarda televizyon programlarında izlediğimiz bazı aileler arasında ortaya çıkan rahatsızlıkların temelinde Türk aile yapısındaki bu olumsuz gelişmelerin etkisi vardır.
Cemiyetin temelini oluşturan ve toplumun en küçük parçası olan aileyi ayakta tutan bazı değerler vardır.
Bu değerler çok önemlidir.
Eski Türk toplumunda aile içerisinde erkeğe “Koca” ve “Baba”olarak çok kutsal görevler verilmişti.
Yine eski Türk toplumunda “Anne” imajı ise; Vatan ve Millet gibi kutsal bir imaj sayılmıştı.
Çocuklar ise bu kutsal değerlerin bir parçası kabul edilmişti.
Çocukların geçimini sağlamak, çocukları terbiye etmek anne babanın görevleri arasındaydı.
Türk aile geleneğinde anne-baba ve çocukların birbirleriyle olan bağları kutsal temeller üzerine oturtulmuştu.
Tarihi ve sosyolojik kurallara uymayan hızlı kültür değişikliği aile içerisinde geçim şartlarını zorlaştırmış, kadın emeği de iş piyasasına sürülmüş, ailenin temel unsuru olan kadın ve erkeğe geleneksel Türk aile yapısında görülmeyen bir bağımsızlık sağlanmış, bu durum çocukları da etkisi altına almıştır.
Çocukların yetişmesi için gerekli olan ortam; Aile, çevre ve okul üçlüsüdür.
Bu üçlü içerisinde çocukların en çok beraber yaşadığı ortam; Aile ortamıdır.
Çocuğun karakteri adeta anne-baba tarafından yoğrulur.
Çocuk; Disiplini, terbiyeyi, kendine güveni, çevre ile olan uyum kabiliyetinin pek çoğunu ailesinden alır.
Okul bu duyguları iyi yönde geliştirir.
Okuma çağındaki çocuk günün büyük bir bölümünü ailesinin yanında geçirir.
Çocuk terbiyesinde aile; Okul ve çevreden önce gelir.
Günümüzde aileler çocuklarının eğitimleriyle yeterince ilgilenememekte ve onların eğitimini okul ve çevreye bırakmaktadır.
Bu şartlar altında anne-babanın birbirleriyle ve çocuklarıyla olan aile bağlarında çözülmeler başlamıştır.
Bu çözülmelerin altında basınımızın, televizyonlarımızın, internet sitelerimizin olumsuz etkileri vardır.
Televizyonlarda yayınlanan yerli ve yabancı diziler, şiddet haberleri, şiddet gösterileri, izdivaç programları, internet sitelerinde yayınlanan programlar gelişme çağındaki gençlerimiz üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır.
Gençlerimizin Türk Milletinin gelenek ve göreneklerine, örf ve adetlerine uygun biçimde yetiştirilmeleri için Türk aile yapımız yabancılaşmaktan kurtarılmalıdır.
Ailede-okulda-çevrede, konferans ve seminerlerde, radyo-gazete, internet ve televizyonlarda milli ve manevi değerlere yönelik çalışmalara daha çok ağırlık verilmelidir.
Edebiyatta, sanatta, folklorda, müzikte milli ve manevi zevklerimize hitap eden programlar yapılmalı, yeni bir “Müslüman-Türk insanı” modeli oluşturulmalıdır.
Aile; Çocukların eğitiminde yeniden devreye girmelidir.
Gençlerimize “Yeni” ve “Eski”nin sentezi olabilecek fikirler sunulmalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığımız; Okul öncesi, İlköğretim, ortaöğretim, yaygın eğitim, yüksekokul ve üniversite öğrencileri için “Milli Kültür Politikası” tespit etmelidir.
Türk aile yapısının dinamizmi ancak bu suretle sağlanabilir.
Hoşça kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir