Bugun...



"BİRBİR ÖLÜYOR ÇOCUKLARIMIZ"
Tarih: 12-07-2018 10:27:38 + -


Son günlerde en önemli değerlerimizden olan çocuklarımıza dair çok can yakıcı olaylara tanıklık etmekteyiz. Sekiz yaşındaki Eylül Yağlıkara ve dört yaşındaki Leyla Aydemir, son dokuz yılda kaybolan 104 bin 531 çocuktan sadece ikisi ve ikisi de geçtiğimiz günlerde ölü bulundu. Bu bağlamda toplumun sesi olmaya çalışan kadın platformlarından çocuklara yönelik şiddetin bitirilmesi amacıyla bir basın bildirisi yayınlandı. Bildiri de çocukları koruyamadığına dair hükümete atıfta bulundu.

facebook-paylas
Tarih: 12-07-2018 10:27


"Ensar Vakfı'nda yaşanan istismar, Aladağ'da kız çocuklarının yanarak ölmesi ve her gün yeni çocuk istismarı vakalarının ortaya çıktığı koşullarda, bütün bunların karşısında çocuklara çığlık atmayı öğretmeye çalışan Aile Bakanlığı, AKP tarafından reddedilen çocuk istismarı yasası ve ortaya atılan tecavüzü aklama yasalarıyla, 9 yaşında kız çocuklarının evlenebileceğini söyleyen Diyanetle Türkiye çok uzun zamandan beri çocuklar için güvensiz bir ülke haline dönüşmüş durumda.

 
Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, "fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması" durumu olarak tanımlanmaktadır.
Birleşmiş milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 18 yaşına kadar herkesi çocuk olarak kabul etmektedir.
Türkiye'de de TÜİK verilerine göre sadece 2008 - 2016 yılları arasında hakkında resmi kayıp başvurusu yapılan çocuk sayısı 104 bin 531'i bulmuştur. Bu verileri dikkate alırsak, günde ortalama 33 çocuğun kaybolduğunu söyleyebiliriz. Sadece 2016 yılında çocuğun cinsel istismarı suçundan 15 bin 51 dava açılmıştır. 2016'da evlenen her 100 kişiden 18'i çocuk, son 10 yılda evlendirilen kız çocuğu sayısı 482 bin 908,doğum yapan kız çocuğu sayısı 15-17 yaş arası 17 bin 789 ve 15 yaş altında 244'dür. 
 
Türkiye, çocukların cinsel istismar ve sömürüye karşı korunmasına ilişkin Avrupa Konseyi Lanzarote Sözleşmesi ve  Avrupa Konseyinin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ile ilgili İstanbul sözleşmesi'ne imza atmıştır. Ne  var ki geçtiğimiz yıllarda, mecliste çocuk istismarını önlemeye yönelik yasaların etkin işletilmesine dair sunulan bütün önergeler iktidar partisi AKP'nin oylarıyla reddedilmiştir.
 
Bireysel şiddet eğilimi, toplumsal dinamiklerden bağımsız düşünülemez. Şiddet ve istismar hep güç ilişkileri içindeki eşitsizlik ve adaletsizlik sonucu ortaya çıkmaktadır. Toplum ve kültürün bu ilişkilere açtığı alan da kolaylaştırıcı etki sağlamaktadır. Cinsel  istismar ve tecavüz cinsellik değil cinsel şiddettir. Yani şiddet uygulamak için cinselliğin kullanılmasıdır. Cinsel istismar ve şiddet suçları failleri, cinsel dürtüleri ile değil, şiddet uygulamaya hakları olduğuna inançları ile hareket etmektedirler.
 
AKP'nin çocuk istismarı ve çocuk cinayetleri karşısında önerdiği idam, hadım gibi çözümler ise meseleyi münferitleştirmeye, hastalık olarak görülmesine neden olmaktadır.
  
"İDAM TOPLUMSAL ÇÜRÜMEDİR"

Toplumsal öfkeyi iktidarı meşrulaştıran bir histeri aracı olarak yönetmek amacıyla gündeme getirilen idam ve hadım çocukları değil toplumsal çürüme ortamını yaratan iktidarı korumayı amaçlıyor.
Hadım veya idam istismarın kaynağını ortadan kaldıramaz. Cinsel istismar, bir cinsel dürtü ürünü değil, kendinden güçsüz olan üzerinde kurulan bir tahakküm yöntemidir. Hadım gibi cinsel dürtünün ilaçla baskılanması uygulaması şiddeti, istismarı, tecavüzü bitiremez. Aksine bu yöntemler, suçun ataerkil, cinsiyetçi sistemin neden olduğu toplumsal çürümeden kaynaklandığını ört bas etmekte ve suçu salt faile indirgemektedir. Çözüm; şiddeti ve suç eğilimini besleyen, çocukları, kadınları, engellileri, hayvanları ve sonunda hepimizi savunmasız hale getiren, eşitsiz güç ilişkilerinde tahakkümün hak olduğu kabulüne neden olan sorunların tespiti ve üzerine gidilmesidir.
Yapılması gereken istismarı çocuklar fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete uğramadan önlemektir. Öncelikle hak temelli, önleme ve koruma odaklı bir çocuk koruma sistemi kurulmalıdır.
Cinsel şiddet suçlarını salt bir eylem olarak kabul etmek doğru değildir. Çünkü cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, şiddet uygulamasının ve başkası üzerinde iktidar ve güç kullanımının göstergesidir.
Cinsel suçların faili her bireyin ruhsal bozukluğu olduğu (hasta, deli vb.) varsayımı doğru değildir.
Cinsel şiddet suçunu işleyen her failin ruhsal bozukluğu olduğu varsayımı, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların toplumsal ve ideolojik boyutunun göz ardı edilmesine sebep olur ve bu sorunun sağlıklı bir biçimde çözülebilmesini engeller.

Ruhsal rahatsızlığı olan kişilerin cinsel dokunulmazlığa dönük bir suç işlemesi halinde ise tıbbi uygulamanın ne olacağı ve nasıl olacağı insan hakları, hekimliğin evrensel değerleri ve tıbbın bilimsel değerleriyle olmalıdır.
Hadım ve idam gibi popüler tartışmaların cinsel suçları önleyici bir yönü yoktur. Bu tartışmalar sadece suç işlendikten sonrasına yönelik üstelik sağlıksız tartışmalardır.
Cinsel istismar suçlarını önleyici politikalar şarttır. Bu yüzden çocukla teması olan tüm kesimlere (öğretmen, servis şoförü, okul personeli, aile vb) dönük farkındalık çalışmaları yürütülmelidir.
Cinsiyet eşitliği, üreme ve cinsel sağlık dersleri eğitim müfredatında yer almalıdır.
Mağdura ve faile yönelik veri ve kayıt sistemleri oluşturulmalıdır. Mağdurun ikinci ve daha fazla kez mağdur edilmesini önlemek amacıyla Çocuk İzleme Merkezleri, Adli Görüşme Odaları ve Çocuk Koruma Merkezlerinin sayısı arttırılmalıdır.

Türkiye'de devletin ilgili kurumlarının; hukuk, sağlık ve eğitimden sorumlu meslek gruplarının, ebeveynlerin ve çocukların içinde yer aldığı erişkin toplumunun tüm kesimlerinin, çocuk haklarının korunması konusunda Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklı yükümlülükleri bulunduğunu buradan bir kez daha hatırlatıyor,  çocukları destekleyici, koruyucu tedbirler alınması, çocuk istismarını önlemek için ulusal plan, çocuklara cinsellik eğitimi, istismarı bildirmekle yükümlü  meslek elemanlarının eğitimi ve desteklenmesi gibi çözüm önerileri için yapılacak bütün çalışmalara katılmaya hazır olduğumuzu vurguluyoruz" diyerek sözlerini bitirdi.




Kaynak: NURDANE KARAKUŞ



Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MERSİN Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
     Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
  1. Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
VİDEO GALERİ
YUKARI